Bir domatesin, bir litre sütün ya da bir fincan kahvenin karbon ayak izi nasıl hesaplanıyor? Dünyada binlerce şirketin kullandığı bu hesaplama yöntemleri değişmeye hazırlanıyor. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), tarım ve arazi kullanımından kaynaklanan emisyonları kapsayan FLAG Standardı’nı güncellemek için kamuoyu görüşü toplamaya başladı.
Bir gıda ürününün karbon ayak izi sanıldığından çok daha önce başlıyor. Fabrikanın bacasında değil; tohumun toprağa düştüğü anda. Toprağın nasıl işlendiği, ormanın korunup korunmadığı, gübrenin nasıl kullanıldığı ya da hayvanların nasıl yetiştirildiği, artık bir şirketin iklim performansının en önemli parçalarından biri kabul ediliyor.
Şimdi bu hesabın nasıl yapılacağını belirleyen kurallar değişmeye hazırlanıyor.
Bilim Temelli Hedefler Girişimi (Science Based Targets initiative – SBTi), tarım, ormancılık ve arazi kullanımından kaynaklanan emisyonları kapsayan FLAG (Forest, Land and Agriculture) Standardı’nın revizyon sürecini başlattı. Kuruluş, şirketlerden, yatırımcılardan, akademisyenlerden ve sivil toplum kuruluşlarından gelecek görüşlerle standardı güncellemeyi hedefliyor.
Karbon hesabı neden yeniden yazılıyor?
Son yıllarda şirketler karbon emisyonlarını yalnızca enerji tüketimi veya üretim süreçleri üzerinden değerlendirmiyor. Gıda sektöründe asıl etkinin önemli bir bölümü, hammaddenin yetiştiği tarlalarda ve doğal ekosistemlerde ortaya çıkıyor.
Bu nedenle FLAG Standardı; tarımsal üretim, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaşma ve karbon yutakları gibi başlıkların nasıl hesaplanacağını tanımlıyor. SBTi ise mevcut kuralların bilimsel gelişmeler ve uygulamadaki deneyimler doğrultusunda güncellenmesi gerektiğini belirtiyor.
Kimleri etkileyecek?
Revizyon süreci tamamlandığında etkisi yalnızca çiftçilerle sınırlı kalmayacak. Süt ürünlerinden çikolataya, kahveden içeceklere, perakendeden hazır gıdaya kadar tarımsal hammaddelere bağımlı binlerce şirket karbon hedeflerini yeni kurallara göre gözden geçirmek zorunda kalabilecek.
Bu değişiklik, şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarından tedarikçi seçimlerine, arazi yönetiminden yatırım kararlarına kadar birçok alanda yeni düzenlemeleri beraberinde getirebilir.
Gıdanın iklim yükü büyüyor
Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte biri gıda sisteminden kaynaklanıyor. Tarımsal üretim, arazi kullanımı değişiklikleri ve ormansızlaşma, bu etkinin en büyük bölümünü oluşturuyor. Bu nedenle iklim hedeflerine ulaşmak isteyen şirketler için yalnızca fabrikaların enerji tüketimini azaltmak yeterli görülmüyor; hammaddenin nasıl üretildiği de giderek daha fazla önem kazanıyor.
SBTi’nin başlattığı revizyon süreci de bu nedenle yalnızca teknik bir güncelleme değil, gıda sektörünün karbon yönetiminde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Ya Sonra?
Bir paketin üzerinde yazan karbon ayak izi, gelecekte yalnızca fabrikanın ne kadar enerji harcadığını anlatmayacak. O rakamın içinde toprağın hafızası, yağmurun zamanı, kesilen ya da korunan ormanlar ve tarladaki üretim biçimi de olacak. Belki de önümüzdeki yıllarda gıda sektörünün en değerli verisi satış rakamı değil, bir ürünün toprağa bıraktığı izin ne kadar doğru hesaplanabildiği olacak.
