Türkiye’de Geliştirilen “Serince” Buğdayı Sınırları Aşıyor

Zehra Kara
3 Dk Okunabilir

GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 12 yıllık ıslah çalışmasıyla geliştirilen “Serince” ekmeklik buğday çeşidi, Suriye’deki resmi verim denemelerinde 20 çeşit arasında ilk sırada yer aldı. Tescil sürecinin tamamlanmasının ardından çeşidin Suriye’de de üretime alınması ve ihracatının yaygınlaşması hedefleniyor.

Türkiye’de geliştirilen yerli buğday çeşitlerinden “Serince”, uluslararası alanda dikkat çeken bir başarıya imza attı. GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü (GAPTAEM) tarafından yaklaşık 12 yıl süren ıslah çalışmaları sonucunda geliştirilen ekmeklik buğday çeşidi, Suriye Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü denemelerde verim, kalite ve hastalıklara dayanıklılık kriterlerinde 20 aday arasında ilk sırada yer aldı.

2021 yılında tescil edilen ve Türkiye’de üreticiler tarafından kullanılmaya başlanan “Serince”, daha önce Irak’ta da denemelere alınmıştı. Şimdi ise Suriye’deki tescil sürecinin tamamlanmasıyla birlikte bölgede ticari üretime geçmesi bekleniyor.

Verim kadar kalite de öne çıktı

GAPTAEM Müdürü İbrahim Halil Çetiner, çeşidin yalnızca yüksek verim sağlamadığını, aynı zamanda protein oranı ve hektolitre ağırlığı gibi ekmeklik kalite kriterlerinde de öne çıktığını belirtti. Çetiner’e göre “Serince”, özellikle sarı pas hastalığına karşı gösterdiği yüksek dayanıklılıkla da dikkat çekiyor.

Islah çalışmalarını yürüten ekipten Ziraat Yüksek Mühendisi Memduh Serdar Polat ise bu yıl yağışların yoğun olduğu sezonda birçok ekmeklik buğday çeşidinde protein oranı yüzde 10-11 seviyelerinde kalırken, “Serince”de yüzde 13 ila 15 arasında değerler elde edildiğini ifade etti. Bu durumun hem üretici gelirine hem de un ve ekmek kalitesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

Hedef yeni pazarlar

Çeşidin sertifikalı üretimini gerçekleştiren Barut Tohumculuk, Irak ve Suriye’nin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de çalışmalar yürütüyor. Şirket, gelecek dönemde Cezayir, Fas ve Tunus gibi ülkelerde de deneme ekimleri gerçekleştirerek yerli tohum çeşitlerini yeni pazarlara taşımayı hedefliyor.

Ya Sonra?

Tohum ihracatı, yalnızca bir tarım ürünü satışı değil; aynı zamanda bilgi, genetik birikim ve iklim koşullarına uyum sağlayan tarımsal teknolojinin de ihracatı anlamına geliyor. Ancak geleceğin rekabeti yalnızca yüksek verimli çeşitler geliştirmekle kazanılmayacak. İklim krizinin hızlandığı bir dünyada asıl soru şu: Bugünün başarılı çeşitleri, on yıl sonra değişen sıcaklıklar, kuraklık ve yeni hastalık baskıları altında da aynı performansı gösterebilecek mi? Tarımın geleceğinde kalıcı avantaj, sürekli ıslah yapabilen ülkelerin elinde olacak.

Kaynak: AA

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış