Buzağı Beslemede İnovasyon Gerçekten Neyi Değiştiriyor?

Editor
4 Dk Okunabilir

Buzağıların yaşamlarının ilk dönemindeki beslenme, gelecekteki sürü verimliliği açısından kritik başlıklardan biri. Trouw Nutrition’ın Sprayfo Ultimo çözümü ise bu alanda yağ asidi profili ve sindirim sistemi gelişimi üzerinden farklı bir yaklaşım öneriyor. Peki bu teknoloji sahadaki ihtiyaçlara ne ölçüde karşılık veriyor?

Bir buzağının ilk dönem beslenmesi, yalnızca günlük yem tüketimiyle sınırlı bir konu değil. Sindirim sistemi ve rumen gelişimi, büyüme performansı ve ilerleyen dönemdeki hayvan sağlığı gibi başlıklarla doğrudan ilişkili. Bu nedenle süt ikame ürünleri de artık yalnızca “sütün yerine geçen” bir besleme seçeneği olarak değil, buzağının gelişim sürecini destekleyecek biçimde formüle edilen ürünler olarak ele alınıyor.Trouw Nutrition’ın Sprayfo Ultimo ürünü de bu yaklaşım üzerinden geliştirilen çözümlerden biri. Şirket, patentli teknolojinin geliştirilmesinde inek sütünün yağ asidi profili ve yağ seviyelerinden yararlanıldığını, bu bileşimin buzağının sindirim sistemi ve rumen gelişimini desteklemeyi amaçladığını belirtiyor.

Değişen Ne?

Burada asıl soru ürünün “inovatif” olup olmadığı değil; bu inovasyonun buzağı besleme pratiğinde neyi değiştirdiği. Bir formülün bilimsel araştırmalara dayanması önemli olsa da, çiftlik koşullarındaki sonuçlar, farklı yetiştirme sistemlerine uyumu ve maliyet-performans dengesi de en az formül kadar belirleyici. Trouw Nutrition, Sprayfo Ultimo’nun ardındaki çalışmalarını ve buzağı besleme alanındaki araştırmalarını 26-29 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Ruminant Akademi kapsamında sektör profesyonelleriyle paylaşmaya hazırlanıyor. Etkinliğin gündeminde buzağı beslemenin yanı sıra teknoloji, üretim teknolojileri ve dijital araçlar da bulunuyor.

Bilimsel araştırma sahada ne söylüyor?

Sprayfo Ultimo’nun geliştirilmesinde inek sütündeki yağ asitlerinin buzağıların sindirim sistemi gelişimindeki rolünün araştırıldığı belirtiliyor. Şirketin Ruminant Ticari Direktörü Tanzer Kılcıoğlu da ürünün bu bilimsel çalışmalardan elde edilen bulgular doğrultusunda geliştirildiğini ifade ediyor. Ancak hayvancılıkta bilimsel bir bulgunun ticari bir ürüne dönüşmesi, beraberinde başka soruları da getiriyor: Buzağıların gelişimindeki fark nasıl ölçülüyor? Standart süt ikamelerine kıyasla hangi sonuçlar elde ediliyor? Ürünün farklı çiftlik ölçeklerindeki ekonomik karşılığı ne? Bu soruların yanıtları, teknolojinin yalnızca laboratuvar veya Ar-Ge düzeyindeki yeniliğini değil, gerçek üretim koşullarındaki karşılığını anlamak açısından önemli.

Yeni araştırma merkezi ne getirecek?

Şirketin açıklamasına göre Trouw Nutrition, mevcut Ar-Ge altyapısına ek olarak yeni bir buzağı araştırma merkezini de bünyesine kattı. Merkezin buzağı besleme alanındaki bilimsel çalışmaların geliştirilmesinde kullanılması planlanıyor. Bu tür araştırma yatırımları, hayvan besleme sektöründe ürünlerin yalnızca mevcut ihtiyaçlara göre değil, elde edilen yeni veriler doğrultusunda geliştirilmesine olanak sağlayabilir. Fakat burada da ölçüt yalnızca yeni bir merkezin kurulması değil; üretilen bilginin ne kadarının bağımsız biçimde doğrulanabildiği ve üreticinin kararlarına nasıl yansıdığı. Ruminant Akademi de bu tartışmanın yapılacağı platformlardan biri olacak. Trouw Nutrition’ın bilgi birikimini sektörle paylaşmayı amaçladığı etkinlikte, teknolojinin yanı sıra dijitalleşmenin ve yeni üretim araçlarının ruminant yetiştiriciliğindeki rolü ele alınacak.

Türkiye’de kapasite artışı ne anlama geliyor?

Şirketin Türkiye’deki yeni fabrika yatırımı da açıklamadaki bir diğer başlık. Kılcıoğlu, yatırımın özellikle büyük yem fabrikalarına daha yüksek kapasiteyle hizmet verilmesini sağlayacağını belirtiyor. Kapasite artışı elbette tedarik açısından önemli olabilir. Ancak sürdürülebilirlik açısından bakıldığında mesele yalnızca daha fazla üretmek değil. Üretimin kaynak kullanımı, lojistik, yem verimliliği ve hayvancılığın toplam çevresel etkisiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni kapasitenin sektöre sağlayacağı katkıyı ölçmek için üretim miktarının yanında kaynak verimliliği ve çiftlik sonuçlarına da bakmak gerekecek.

Ya Sonra?

Hayvancılıkta “inovasyon” kelimesi artık neredeyse her yeni ürünün yanında karşımıza çıkıyor. Oysa gerçek yenilik, patentten ya da yeni bir Ar-Ge merkezinden çok daha fazlasını gerektiriyor. Buzağı daha sağlıklı büyüyor mu, üreticinin maliyeti değişiyor mu, kaynak kullanımı azalıyor mu ve sonuç farklı çiftliklerde tekrarlanabiliyor mu? Sprayfo Ultimo’nun ortaya koyduğu yaklaşım bu sorulara yanıt aramak için bir başlangıç noktası olabilir. Ruminant Akademi’de paylaşılacak veriler ve ilerleyen dönemde ortaya çıkacak saha sonuçları ise bu teknolojinin gerçekten ne kadar fark yarattığını görmek açısından daha anlamlı olacak.

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış