Kars kazını yalnızca bir yemek olarak değil, coğrafya, iklim, üretim ve kültürel hafızayla birlikte anlatan “Agop’un Kazı”, Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Kars seçkisinden sonra IGCAT Food Film Menu 2026’da Genç Yönetmen kategorisinde ödül aldı. Film, gastronominin sofradan çok daha geniş bir hikâye olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Bir yemeğin hikâyesi bazen mutfakta başlamıyor. Önce coğrafya geliyor; ardından iklim, toprak, üretim biçimi, aileler, alışkanlıklar ve yıllar boyunca aktarılan bir hafıza… Sofraya geldiğinde ise bütün bunların yalnızca görünen kısmı kalıyor.
Kars kazını merkezine alan “Agop’un Kazı / Agop’s Goose” tam da bu görünmeyen hikâyenin peşine düşüyor. İlyas Okşit’in kısa belgeseli, kazı yalnızca geleneksel bir yemek olarak değil, Kars’ın gündelik yaşamı ve kültürel kimliğiyle birlikte ele alıyor. Film, Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin (UGFF) 2026 Kars edisyonunda izleyiciyle buluşmasının ardından IGCAT Food Film Menu 2026’da Genç Yönetmen kategorisinde ödüle layık görüldü. Filmin yolculuğu burada başlamadı. “Agop’un Kazı”, UGFF’nin Çeşme’de düzenlenen uluslararası yarışmasında Jüri Özel Ödülü alarak festivalin 2026 yurt dışı temsilcisi seçildi. Ardından Kars edisyonundaki Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi’nde yer aldı ve IGCAT Food Film Menu’de “Kars, Türkiye” başlığı altında gösterildi.
Bir yemek, bir coğrafyanın hafızasını taşıyabilir mi?
Filmin dikkat çektiği nokta tam da burada. Kars kazı, yalnızca tabağa gelen bir ürün değil; bölgenin iklimi, üretim biçimi, yerel gelenekleri ve gündelik hayatıyla birlikte anlam kazanıyor. Dolayısıyla film, gastronomiyi “ne yiyoruz?” sorusunun ötesine taşıyarak “Bu yemek bize nereden geliyor ve hangi hayatın izlerini taşıyor?” sorusuna yaklaştırıyor.
Bu yaklaşım, gastronomi filmlerinin neden giderek daha ilginç bir kültürel anlatı alanına dönüştüğünü de gösteriyor. Bir yemek üzerinden üreticiyi, coğrafyayı, emeği ve değişen yaşam biçimlerini anlatmak mümkün. Sinema ise bu hikâyeyi yalnızca tarif üzerinden değil, görüntü, insan ve mekân üzerinden kurabiliyor. “Agop’un Kazı”nın aldığı ödül, UGFF seçkisinden IGCAT Food Film Menu’ye uzanan yolculukta ikinci uluslararası ödül oldu. Bir yıl önce de Fırat Akan’ın “Enginar Zamanı / Artichoke Season” filmi, IGCAT Food Film Menu 2025’te Çevre ve Sürdürülebilirlik kategorisinde ödüllendirilmişti. İki film, iki farklı coğrafyadan iki ayrı gastronomi hikâyesi anlatıyor. Biri Kars’ın kazını, diğeri Urla’nın enginarını merkeze alıyor. Ancak ikisinin ortak noktası aynı: Yemek, yalnızca tüketilen bir şey değil; bir yerin hafızasını taşıyan kültürel bir kayıt. UGFF’nin seçki yaklaşımı da gastronomiyi bu geniş çerçevede ele alıyor. Festival kapsamında Anadolu’nun farklı bölgelerinden hikâyeler; yemeklerin yanı sıra coğrafya, üretim, emek, kültürel bellek ve yerel yaşamla ilişkileri üzerinden sinemaya taşınıyor.
