Yeni av sezonunun başlamasıyla balık yeniden sofraların başrolüne çıkıyor. Metro Türkiye, taze balık ve deniz ürünlerini kaynağından tedarik ettiğini, 161 parametrede kontrol ettiğini ve soğuk zinciri takip ettiğini belirtiyor. QR kodla ürünün nereden, ne zaman ve hangi yöntemle avlandığının izlenebilmesi ise alışverişi yalnızca “taze mi?” sorusundan çıkarıp, “Nereden geldi?” sorusuna taşıyor.
1 Eylül itibarıyla av yasağının sona ermesiyle denizlerde hareketlilik yeniden başladı. Balığın denizden çıkıp tezgâha, oradan da mutfağa ulaşması ise tüketicinin gördüğünden çok daha uzun bir süreç. Bu süreçte balığın tazeliği kadar nasıl avlandığı, nereden geldiği, hangi koşullarda taşındığı ve gerçekten izinin sürülüp sürülemediği de önem kazanıyor. Metro Türkiye de yeni sezonla birlikte bu zincirin her aşamasında uyguladığı kontrolleri ve izlenebilirlik sistemini öne çıkarıyor. Şirket, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki tekneler, haller ve kooperatiflerle çalışarak balıkları kaynağından tedarik ettiğini belirtiyor. Ancak burada bizi daha çok ilgilendiren kısım balığın markete gelmesi değil; market rafına gelene kadar başına ne geldiğini bilebilmek.
Balık Tezgâha Gelmeden Kontrolden Geçiyor
Metro Türkiye’ye göre balıkların kalite süreci 161 farklı parametre üzerinden yürütülüyor. Balığın ağdan çıktığı andan itibaren paketleme ve buzlama koşulları takip edilirken, soğuk zincirin korunmasına dikkat ediliyor. Kontroller mal kabul aşamasında başlayıp reyonda da devam ediyor. Bu, özellikle tazeliğin hızla kaybolabildiği balık gibi hassas bir ürün için önemli. Çünkü “bugün geldi” bilgisi tek başına balığın yolculuğu hakkında fazla bir şey söylemiyor.
100’den Fazla Deniz Ürünü Tezgahta
Metro Türkiye’nin ürün gamında hamsi, palamut, barbun, tekir, istavrit, dülger, sardalya ve lüfer gibi balıkların yanı sıra istiridye, midye, ahtapot, kalamar, karides, ıstakoz, sübye, langustin ve yengeç gibi farklı deniz ürünleri de bulunuyor. Şirket, 100’den fazla deniz ürünü çeşidini Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden de tedarik ediyor. Burada sürdürülebilirlik meselesi devreye giriyor. Çok çeşitli deniz ürününü yıl boyunca tüketebilmek kulağa güzel geliyor; ancak deniz ekosistemleri açısından asıl soru, bu çeşitliliğin nasıl sürdürüldüğü. Metro Türkiye, Global Balık ve Su Ürünleri Satın Alma Politikası kapsamında balık ve su ürünlerini sürdürülebilirlik sertifikalarına sahip tedarikçilerden temin etmeyi taahhüt ediyor. Ayrıca doğru avcılık yöntemleri, yasal boy ve üreme limitleri gibi kriterleri de satın alma sürecinin parçası olarak gösteriyor.
Balığın QR Kodunda Hikâyesi Var
Haberin belki de en ilginç tarafı burada. Metro Türkiye’nin dijital izlenebilirlik sistemi sayesinde müşteriler, ürün etiketindeki QR kodu okutarak balığın hangi denizden, ne zaman, hangi tekne ve avcılık yöntemiyle yakalandığı gibi bilgilere ulaşabiliyor. Sistem ayrıca besin değerleri dahil 12 farklı bilgi sunuyor. Market alışverişinde genellikle ürünün fiyatına, görünümüne ve son kullanma tarihine bakıyoruz. Oysa bir balığın nereden geldiğini bilmek, özellikle sürdürülebilir balıkçılık açısından en az bunlar kadar önemli olabilir. Çünkü “taze” ile “sürdürülebilir” aynı şey değil.
İyi Balığı Nasıl Anlarız?
Metro Türkiye, tüketiciler için beş temel noktaya dikkat çekiyor: Soğuk zincirin korunması, balığın tazelik göstergeleri, analiz güvencesi, süreç boyunca yapılan denetimler ve izlenebilirlik. Taze balıkta parlak ve berrak gözler, canlı solungaçlar ve hafif deniz kokusu öne çıkıyor. Bunun yanında balığın ağır metal, parazit ve kimyasal parametreler açısından analiz edilmesi; avlanma yeri, zamanı ve yöntemi gibi bilgilerin izlenebilir olması da güvenli tüketim açısından önem taşıyor. Aslında iyi bir balık alışverişinin formülü oldukça basit: Önce balığa bak. Sonra nereden geldiğine.
Alır mıyız?
Artıları: Metro Türkiye’nin balığı yalnızca tezgahta değil, kaynağından itibaren takip ettiğini söylemesi önemli bir artı. 161 parametreli kalite kontrolü, soğuk zincir takibi ve özellikle QR kod üzerinden avlanma bilgilerine ulaşılabilmesi, tüketici açısından şeffaflığı artırıyor. Üstelik 100’den fazla deniz ürünü seçeneği, farklı türleri denemek isteyenler için de ciddi bir çeşitlilik sunuyor.
Eksileri: Sürdürülebilirlik konusunda sertifika ve tedarik politikalarının bulunması olumlu; ancak tüketici açısından hangi ürünün hangi sertifikaya sahip olduğunu alışveriş anında ne kadar kolay ayırt edebildiğimiz önemli. Ayrıca çok geniş bir deniz ürünü çeşitliliğinin sürdürülebilir biçimde yönetilip yönetilmediğini yalnızca ürün sayısına bakarak anlamak mümkün değil. Burada QR kodun gerçekten kullanılması gerekiyor.
Kararımız: Alınır. Özellikle balık alırken yalnızca tazeliğe değil, ürünün nereden geldiğine de bakıyorsanız Metro Türkiye’nin izlenebilirlik sistemi işi kolaylaştırıyor. Bizim için asıl artı ise balığın hikâyesinin QR kodun arkasında saklanması. Çünkü sürdürülebilir balık tüketmek istiyorsak, önce tabağımıza gelen balığın kimliğini öğrenmemiz gerekiyor. Etiketine bakmadan aldığımız balıkla, nereden geldiğini bildiğimiz balık arasında küçük görünen ama önemli bir fark var.
