Balina Öldürmenin Yeni Gerekçesi: Demir Eksikliği mi?

Zehra Kara
4 Dk Okunabilir

İzlanda’nın balina avcılığı şirketi Hvalur hf., Japonya’ya balina eti satışının gerilemesinin ardından yeni bir ürün planlıyor: Balina etinden üretilecek demir takviyesi. Şirket bunun dünya genelinde kansızlıkla mücadeleye katkı sağlayacağını savunuyor; ancak ortada tuhaf bir soru var: Dünyada bol ve ucuz bir element olan demiri elde etmek için gerçekten balina öldürmeye ihtiyacımız var mı?

Bir hayvanın etini satamıyorsanız onu başka neye dönüştürebilirsiniz? İzlanda’daki Hvalur hf. şirketinin yanıtı, açıkçası listenin son sıralarında beklenebilecek türden: Demir takviyesi.

Şirketin sahibi Kristján Loftsson, Japonya’ya artık balina eti satılmayacağının açıklanmasının ardından balina etinden demir takviyesi üretme niyetini duyurdu. “Reyðarjárn” adı verilmesi planlanan ürünün kurutulmuş balina etinden elde edilen tozun kapsüllere konulmasıyla üretilmesi düşünülüyor. Loftsson, ürünün dünya çapında kansızlıkla mücadele amacı taşıdığını söylüyor.

Balina neden demir kaynağı olsun?

Burada şirketin dayandığı bilimsel bir gerçek var. Balinalar uzun süre su altında kalırken kaslarında oksijen depolamak için yüksek miktarda miyoglobin bulunduruyor. Bu nedenle balina kas dokusu, vücudun kullanabildiği hem demiri açısından zengin.

Fakat hikâyenin ikinci yarısı daha ilginç.

Demir, dünyada en bol bulunan elementlerden biri. Üstelik demir takviyesi üretmek için balina etine ihtiyaç duyulmuyor. Günümüzde takviyelerde kullanılan demir bileşikleri, elementel demirin kimyasal reaksiyonlarla çözündürülmesi ve başka moleküllerle bağlanması yoluyla üretilebiliyor. Başka bir deyişle, ortada çözülmesi gereken bir “demir kıtlığı” problemi yok.

Öyleyse mesele gerçekten kansızlıkla mücadele mi?

Et satılmıyorsa ürünün adını mı değiştiriyoruz?

Hvalur’un planı, balina avcılığının ekonomik gerekçelerinin giderek zorlandığı bir dönemde ortaya çıkıyor. Şirket daha önce balina etini Japonya’ya ihraç ediyordu; ancak Japonya’daki talebin zayıflaması yeni bir pazar arayışını beraberinde getirdi. Şimdi balinanın kendisi değişmiyor, yalnızca ekonomik hikâyesi değişiyor: Et, ihracat ürünü olmaktan çıkıp bir sağlık takviyesinin hammaddesine dönüşebilir. Buradaki çelişki tam da bu noktada başlıyor. Bir balinanın kas dokusundaki demiri almak için onu öldürmek teknik olarak mümkün olabilir. Ama bir şeyin mümkün olması, onu gerekli kılıyor mu?

“İnsan sağlığı” ne kadar ikna edici?

Balina koruma kuruluşları bu açıklamaya kuşkuyla yaklaşıyor. Whale and Dolphin Conservation, planı balina avcılığını sürdürmek için yeni bir gerekçe yaratma girişimi olarak değerlendiriyor. Eleştirilerin temelinde de oldukça basit bir soru bulunuyor: Aynı demir, çok daha kolay ve ucuz biçimde başka kaynaklardan elde edilebiliyorsa neden bunun için dünyanın en büyük canlılarından birinin öldürülmesi gerekiyor? Üstelik mesele yalnızca bir ürünün nasıl üretileceği değil. Balina avcılığı İzlanda’da zaten tartışmalı bir konu. Ülkenin ticari balina avcılığı iki yıllık aranın ardından 2026’da yeniden başladı; Hvalur filosu haziran ayında ilk iki yüzgeçli balinayı öldürdü. Şimdi aynı endüstri, balina etinin artık eskisi kadar cazip olmadığı bir pazarda kendisine yeni bir çıkış yolu arıyor. Ve karşımıza çağımızın tuhaf ekonomik sorularından biri çıkıyor: Bir canlıyı öldürmenin gerekçesi tükendiğinde, ona yeni bir “ürün” bulmak yeterli mi?

Ya Sonra?

Belki de bu hikâyenin asıl meselesi balina etinden demir takviyesi üretilebilir mi sorusu değil. Asıl mesele, bir kaynağı kullanabileceğimiz her durumda onu kullanmamız gerekip gerekmediği.

Bugün balina eti. Yarın başka bir canlı.

Dünyada demir bol olabilir; ama bazı canlıların yerine yenisini koymak o kadar kolay değil. Bir balinayı demir kapsülüne dönüştürebilecek teknolojiye sahip olmak, bunu yapmak için iyi bir nedenimiz olduğu anlamına gelmiyor. Belki de geleceğin gerçek “takviyesi”, her şeyi bir ürüne dönüştürme fikrinden biraz eksilmek olacak.

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış