İstanbul’da topraksız tarım yatırımları son yıllarda hız kazanırken, kentte faaliyet gösteren 29 işletme yılda yaklaşık 951 ton sebze ve meyve ile 5,9 milyon adet yapraklı ürün üretiyor. Su tasarrufu, yüksek verim ve yıl boyunca kesintisiz üretim imkânı sunan sistemler, kentin gıda arzında giderek daha fazla rol üstleniyor.
İstanbul’da kontrollü üretim teknolojilerine dayalı topraksız tarım uygulamaları, hem kamu hem de özel sektör yatırımlarıyla büyümeye devam ediyor. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre kent genelinde faaliyet gösteren 29 işletmede, 189,5 dekarlık alanda domates, biber, çilek ve mantar gibi ürünlerde yılda 950 bin 712 kilogram üretim yapılırken, marul, kıvırcık, maydanoz ve roka gibi yeşil yapraklı ürünlerde yıllık üretim 5 milyon 897 bin adede ulaşıyor.
İklim Baskısı Yeni Modelleri Öne Çıkarıyor
Çatalca’dan Pendik’e, Silivri’den Beykoz’a kadar farklı ilçelerde yaygınlaşan bu üretim modeli, iklim değişikliği, kuraklık ve kentleşmenin tarım üzerindeki baskısına karşı alternatif bir çözüm olarak görülüyor. Topraksız sistemlerde suyun kontrollü ve geri dönüştürülerek kullanılması, geleneksel yöntemlere göre önemli ölçüde tasarruf sağlarken aynı alanda daha yüksek verim elde edilmesine de olanak tanıyor. Kontrollü sıcaklık, nem ve besin yönetimi sayesinde üretim yılın 12 ayına yayılabiliyor. Bazı ürünlerde yılda bir veya iki kez hasat yapılabilirken, bu sistemlerde altıya hatta 12 hasada kadar ulaşılabiliyor.
Kentin Gıda Arzında Stratejik Rol
Topraksız üretim, toprak kaynaklı hastalık ve zararlıların etkisini azaltırken ürün kalitesinde daha istikrarlı sonuçlar sunuyor. Üretimin tüketim merkezlerine yakın yapılabilmesi lojistik maliyetlerini düşürüyor, hasat sonrası kayıpları azaltıyor ve ürünlerin daha kısa sürede tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. Uzmanlar, dikey ve topraksız tarımın geleneksel üretimin yerini alacak bir modelden çok, özellikle yapraklı sebzeler ve yüksek katma değerli ürünlerde kentlerin gıda arz güvenliğini destekleyen tamamlayıcı bir üretim yöntemi olarak giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekiyor.
