Bursa’nın İnegöl ilçesindeki Kulaca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, bu yıl Hollanda’ya 500 ton biber salçası ihraç etmeye hazırlanıyor. Ancak bu hikâye yalnızca bir ihracat başarısını anlatmıyor. Sözleşmeli tarım, izlenebilir üretim ve sürdürülebilirlik standartları sayesinde küçük bir kırsal kooperatifin Avrupa’nın gıda tedarik zincirine nasıl dahil olabildiğini de gösteriyor.
Yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Kulaca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, İnegöl çevresinde yetiştirilen biber ve domatesleri salçaya dönüştürüyor. Üretimin bir bölümü iç pazarda değerlendirilirken, önemli kısmı yıllardır Avrupa’ya ihraç ediliyor.
Kooperatif, bu yıl Hollandalı bir firmayla 500 ton biber salçası için anlaşma yaptı. Geçmiş yıllarda 1.400 tona ulaşan ihracat rakamları düşünüldüğünde miktar tek başına rekor sayılmasa da, Avrupa pazarındaki varlığın devam etmesi dikkat çekiyor.
Avrupa’nın Beklentisi Artık Sadece Kalite Değil
Bugün Avrupa pazarında rekabet yalnızca ürünün lezzeti ya da fiyatıyla sınırlı değil. Ürünün nerede üretildiği, hangi yöntemlerin kullanıldığı ve üretim sürecinin ne kadar şeffaf olduğu da en az ürün kadar önem taşıyor.
Kulaca Kooperatifi de üretimini sözleşmeli tarım modeliyle yürütüyor. Çiftçiler sezon başlamadan alım garantisi alırken, üretim süreci baştan sona kayıt altına alınıyor. Ambalaj üzerindeki kodlar sayesinde salçanın hangi üreticiden geldiği geriye dönük olarak izlenebiliyor.
Kooperatif, biber salçasında uyguladığı bu sistemi önümüzdeki dönemde domates salçasında da yaygınlaştırmayı hedefliyor.
Sertifika Tek Başına Yeterli mi?
Kooperatif, uluslararası sürdürülebilirlik kriterlerine uygun üretim yaptığını ve Rainforest Alliance standartları doğrultusunda çalıştığını belirtiyor. Bu tür sertifikalar, özellikle Avrupa’daki büyük perakendeciler ve gıda şirketleri için giderek daha önemli bir tercih kriteri hâline geliyor.
Ancak ihracatta asıl farkı yaratan unsur yalnızca bir sertifika değil. Üretimin kayıt altına alınması, çiftçiyle uzun vadeli çalışılması ve tedarik zincirinin şeffaf biçimde yönetilmesi, Avrupa’nın giderek daha fazla önem verdiği unsurlar arasında yer alıyor.

Küçük Üreticinin Büyük Pazardaki Yeri
Türkiye’de kooperatifler çoğu zaman finansman, örgütlenme ve pazarlama sorunlarıyla gündeme geliyor. Buna karşın ihracata erişebilen örnekler, küçük üreticilerin uluslararası pazarlarda yer alabilmesi için yalnızca üretimin değil, organizasyonun da belirleyici olduğunu gösteriyor.
Kulaca Kooperatifi’nin modeli, alım garantisiyle çiftçinin üretim riskini azaltırken, ihracatçı için de standart ve izlenebilir ürün tedarikini mümkün kılıyor.
Ya Sonra?
Avrupa’nın gıda politikaları değiştikçe, ihracatın kuralları da değişiyor. Yakın gelecekte “iyi ürün” üretmek tek başına yeterli olmayabilir; ürünün hangi koşullarda yetiştirildiğini kanıtlayabilmek de en az kalite kadar değer kazanacak. Belki de asıl rekabet, daha fazla üretmekte değil, daha şeffaf ve güvenilir bir üretim modeli kurabilmekte yatıyor.
Kaynak: AA
