Poşet Paralı, Alışkanlık Aynı!

Dilhan Hız
4 Dk Okunabilir

Bir plastik poşeti ücretli yapmak kolay. Peki onu insanların alışveriş alışkanlığından çıkarmak? Türkiye’de poşetler yıllardır paralı; İngiltere’de ise aynı uygulama büyük perakendecilerde tek kullanımlık poşet satışlarını neredeyse yüzde 98 azalttı. Demek ki mesele yalnızca poşetin fiyatı değil…

Market kasasında o tanıdık soru geliyor: “Poşet ister misiniz?” Türkiye’de bu soru artık yıllardır bedelsiz değil. Poşetin bir fiyatı var, üstelik bu fiyat zaman içinde arttı. Yine de poşet istemek kimsenin hayatını değiştiren bir karar gibi görünmüyor. Birkaç poşetin parasını ödeyip alışverişe devam ediyoruz.

Oysa plastik poşet ücretinin hikâyesi başka bir yerde ilginçleşiyor. Aynı fikir İngiltere’de çok daha sert bir davranış değişikliği yaratmış durumda. Ve insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Aynı poşet, aynı ücret, neden aynı alışkanlığı yaratmıyor?

Poşeti ücretlendirdik, ama poşeti hayatımızdan çıkarmadık

Türkiye’de tek kullanımlık plastik poşetlerin ücretlendirilmesi 1 Ocak 2019’da başladı. İlk yıllarda uygulamanın etkisi oldukça belirgindi. Bakanlık, poşet kullanımının yaklaşık yüzde 75 azaldığını açıklamıştı. Daha sonra yapılan açıklamalara göre 2019-2025 döneminde uygulama sayesinde yaklaşık 2,84 milyon ton plastik atığın oluşması önlendi. 2026 yılında ise poşetin taban satış fiyatı 1 TL olarak belirlendi.

Yani Türkiye’de “hiçbir şey değişmedi” demek haksızlık olur. Değişti. Ücretsiz verilen poşetlerin sınırsızca alınması dönemi büyük ölçüde geride kaldı.

Ama alışkanlık tamamen kaybolmadı.

Çünkü bir şeyin ücretli olmasıyla gereksiz hale gelmesi aynı şey değil. Poşet hâlâ market alışverişinin sonunda uzatılan, ihtiyaç duyulduğunda alınan, hatta bazen evde çöp poşeti olarak yeniden kullanılan pratik bir nesne. Ücret, davranışın üzerine küçük bir fren koyuyor; ama direksiyonu henüz tamamen çevirmiyor.

İşte İngiltere örneği tam bu noktada devreye giriyor.

İngiltere’de mesele poşetin fiyatından çıktı

İngiltere’de büyük mağazalarda tek kullanımlık plastik poşetler için ücret uygulaması 2015’te 5 pen ile başladı. 2021’de ücret 10 peniye çıkarıldı ve uygulamanın kapsamı genişletildi. Son resmi verilere göre 2024-2025 döneminde 102 perakendeci toplam 437 milyon tek kullanımlık poşet sattı. Bu, ilk tam veri yılına göre yüzde 79’luk düşüş anlamına geliyor. Büyük perakendecilerdeki tablo ise çok daha çarpıcı: 2014’te yaklaşık 7,6 milyar olan yıllık satış, son verilerde neredeyse yüzde 98 azalmış durumda. Kişi başına düşen kullanım da yaklaşık 140 poşetten üç poşete kadar gerilemiş durumda.

Burada dikkat çekici olan yalnızca rakam değil. Poşetin fiyatı arttığı için insanların daha az poşet alması değil, poşet istemenin kendisinin alışveriş davranışından çıkması.

Aradaki farkı “İngilizler çevreye daha duyarlı” diyerek açıklamak kolay. Ama biraz fazla kolay.

Çünkü çevre politikalarının kaderini yalnızca insanların çevre sevgisi belirlemiyor. Bir ürünün fiyatı, tüketicinin onu ne kadar gerekli gördüğü, yeniden kullanılabilir alternatiflerin ne kadar erişilebilir olduğu, mağazanın ürünü nasıl sunduğu ve toplumun o davranışı ne kadar normal kabul ettiği de belirleyici.

Belki de Türkiye ile İngiltere arasındaki fark, poşete kaç kuruş ödediğimizden çok poşetsiz alışverişin ne kadar sıradanlaştığıyla ilgili.

Çünkü davranış değişikliği bazen cebimizden çıkan parayla başlamıyor. Bir süre sonra “Bunu neden alıyorum?” diye sormaya başlamamızla başlıyor.

Ya Sonra?

Çevre politikalarında sık yaptığımız bir hata var: Bir ürüne fiyat koyunca sorunun çözüldüğünü sanıyoruz.

Oysa fiyat, yalnızca ilk adımdır.

Türkiye’nin poşet deneyimi bize ücretlendirmenin tüketimi ciddi biçimde azaltabileceğini gösterdi. İngiltere’nin deneyimi ise daha başka bir şeyi gösteriyor: Asıl başarı, insanları poşete para ödemekten vazgeçirmek değil; poşeti istemeyi unutturmak.

Belki de artık plastik poşetin kaç lira olduğunu değil, neden hâlâ ona ihtiyaç duyduğumuzu konuşmalıyız.

Çünkü sürdürülebilir tüketim, kasada daha fazla para ödemekle değil, bir noktadan sonra kasiyerin o soruyu hiç sormamasını sağlamakla başlıyor.Ya sonra?

Belki de bir sonraki çevre politikasının hedefi tüketiciye “Bunu satın alma” demek değil, “Buna artık ihtiyacın yok” dedirtebilmek olmalı.

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış