Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), güçlenmesi beklenen El Niño’nun 2027 sonuna kadar yaklaşık 50 milyon kişiyi daha akut açlık riskiyle karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu. Ancak mesele yalnızca kuraklık değil. Kahve, pirinç, kakao ve buğdaydan balıkçılığa kadar uzanan küresel gıda zinciri yeni bir sınavın eşiğinde.
Bir hava olayı düşünün. Pasifik Okyanusu’nda başlıyor ama etkisi binlerce kilometre ötede bir kahve fincanına, bir ekmek fiyatına ya da market rafına kadar uzanıyor. El Niño tam da böyle çalışıyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın son analizine göre bu iklim olayı, mevcut gıda krizini daha da ağırlaştırabilir. Kurum, dünyanın en kırılgan bölgelerinde yaklaşık 50 milyon kişinin daha akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceğini hesaplıyor.
Kahveseverler Tehlikede
El Niño denince akla yalnızca yükselen sıcaklıklar gelmemeli. Asıl etkisi yağış düzenini bozması. Bir bölgede aylarca yağmur yağmazken başka bir bölgede seller yaşanabiliyor. Tarım ise tam da bu dengesizliğe karşı en kırılgan sektörlerden biri. Risk yalnızca açlık yaşayan ülkelerle sınırlı değil. Dünyanın kahvesinin önemli bölümü Brezilya ve Vietnam’dan, kakaosu Batı Afrika’dan, pirinci Güney ve Güneydoğu Asya’dan geliyor. Bu bölgelerde yaşanacak üretim kayıpları, uluslararası emtia piyasalarını ve gıda fiyatlarını da etkileyebilir. Son günlerde kahve ve kakao piyasalarında görülen hareketliliğin arkasında da El Niño kaynaklı üretim endişeleri bulunuyor.
Uzmanlar, bu kez tabloyu daha da karmaşık hale getiren unsurun yalnızca iklim olmadığını söylüyor. Savaşlar, gübre maliyetleri, enerji fiyatları ve kırılgan tedarik zincirleri, iklim kaynaklı üretim kayıplarıyla birleşince gıda sistemleri üzerindeki baskı katlanıyor.
Ya Sonra?
Bir çiftçi yanlış sulama yaparsa mahsulünü kaybedebilir. Peki ya bütün dünya? Dünyanın gıda dengesi, Pasifik Okyanusu’nun birkaç derece ısınmasına bağlıysa, tarımın patronu gerçekten insan mı? El Niño bize her gelişinde aynı gerçeği hatırlatıyor: Sofralar yalnızca tarlalarda kurulmaz. Okyanuslarda, rüzgârlarda ve görünmeyen iklim döngülerinde de şekillenir. Belki de bundan sonra gıda güvenliğini konuşurken yalnızca üretimi değil, gezegenin nabzını da takip etmek zorundayız.
