Nestlé Suyu Neden Başkasına Bırakıyor?

Zehra Kara
5 Dk Okunabilir

Perrier, S.Pellegrino ve Acqua Panna gibi markaları bünyesinde tutan Nestlé, su ve premium içecekler işinin yarısını Platinum Equity’ye devrediyor. Şirket su işinden tamamen çıkmıyor; tam tersine yeni bir ortaklıkla büyütmeyi planlıyor. Yine de dünyanın en büyük gıda şirketlerinden birinin suyu paylaşmaya karar vermesi, suyun geleceği hakkında düşündürücü bir hikâye anlatıyor.

Dünyanın en büyük gıda şirketlerinden biri, su ve premium içecekler operasyonunun yüzde 50’sini ABD merkezli özel sermaye şirketi Platinum Equity’ye devrediyor. İki şirket, 50:50 ortaklıkla yeni bir şirket kuracak: Peranel. Nestlé suyu bırakmıyor.Ama artık tek başına taşımak da istemiyor.

Perrier, S.Pellegrino, Acqua Panna, Nestlé Pure Life ve başka yerel markalar dahil 30’dan fazla marka bu yeni yapının altında toplanacak. Peranel 120 ülkede faaliyet gösterecek. Anlaşmanın tamamlanması 2027’nin ilk yarısında bekleniyor. Nestlé’nin işlemden yaklaşık 3 milyar avro nakit elde etmesi öngörülüyor. İlk bakışta oldukça sıradan bir şirket operasyonu. Ama bir ayrıntı var: Nestlé suyu tamamen satmıyor. Yarısını veriyor, yarısında kalıyor. Sanki “Bu işten çıkıyorum” demek yerine, “Burada olmaya devam edeceğim ama artık yalnız olmayacağım” diyor.

Nestlé’nin İştahı Başka Yerde

Nestlé’nin neden böyle bir ortaklığa gittiğini anlamak için şirketin bugünkü önceliklerine bakmak yeterli. Kahve, evcil hayvan ürünleri, beslenme ve temel gıda kategorileri Nestlé’nin büyüme beklentilerinde daha önde duruyor. Su ve premium içecekler ise şirketin toplam faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor ve son dönemde aynı büyüme ivmesini yakalayamıyor. Dolayısıyla Nestlé için mesele suyun kötü bir iş olması değil.

Şirketin elindeki sermaye ve dikkat, başka yerlerde daha fazla büyüme yaratabilir.

Platinum Equity burada devreye giriyor. Nestlé markaları, ürün geliştirme kapasitesi ve küresel ağı getirirken; özel sermaye ortağı yeni yatırımlar ve büyüme fırsatları için farklı bir finansal yapı sunacak. Bu, Nestlé’nin sevdiği markaları çöpe attığı bir hikâye değil.Daha çok onları kendi başlarına daha hızlı koşturabileceği bir piste çıkarması gibi.

Fakat Su, Artık Sadece Su Değil

Burada iş biraz daha karmaşık. Çünkü kahve çekirdeği başka, su başka. Bir kahve markasının hammaddesi dünyanın başka bir yerinden gelebilir. Su ise bir yere bağlı. Kaynağın kendisi işin merkezinde. Üstelik şişeye giren şey yalnızca su değil. Şişenin kendisi, üretim tesisi, enerji, taşıma ve kaynağın bulunduğu bölgedeki su dengesi de bu işin parçası. Bu nedenle şişelenmiş su sektörü büyüdükçe, şirketlerin önündeki soru da değişiyor.

Bir zamanlar soru, “Bu markayı ne kadar büyütebiliriz?” sorusuydu.

Şimdi buna başka sorular eşlik ediyor:

“Suyu nereden alıyoruz?”

“Ne kadarını alabiliriz?”

“Bunun çevresel karşılığı ne?”

Nestlé’nin su operasyonu son yıllarda tam da bu tartışmaların ortasında kaldı. Özellikle Fransa’da doğal mineralli suların işlenmesiyle ilgili düzenleyici sorunlar ve soruşturmalar şirketin su işini yalnızca ticari açıdan değil, itibar ve mevzuat açısından da daha karmaşık hale getirdi. Ve bütün bunlar olurken su, dünyada giderek daha kıymetli bir kaynak haline geliyor.

Peki Neden Tamamen Satmıyor?

İşin en güzel tarafı da burada. Nestlé suyu gerçekten gözden çıkarmış olsaydı, yüzde 50 ortaklık yerine tamamen satabilirdi. Ama bunu yapmıyor. Perrier, S.Pellegrino ve Acqua Panna gibi güçlü markaların geleceğinde yer almaya devam ediyor. Yeni şirketin büyümesi halinde bunun getirisine de ortak olacak. Yani Nestlé bir kapıyı kapatmıyor.

Kapının önünde bir sandalye çekip biraz geriye oturuyor.

Bu da suyun hâlâ değerli olduğunu düşündürüyor. Yalnızca su işinin, Nestlé’nin devasa küresel portföyünün içinde eskisi kadar rahat bir yere sahip olmadığı anlaşılıyor. Belki de şirketin yaptığı şey tam olarak bu: Suya sırtını dönmek yerine, suyun geleceğinin taşıdığı fırsatlarla riskleri aynı anda paylaşmak.

Ya Sonra?

Bir gıda devi su işinin yarısını neden başkasına verir?

Aslına bakarsanız bazen bir şeyin değerli olması, onu sonsuza kadar tek başına taşımak istediğiniz anlamına gelmiyor. Nestlé’nin kararı biraz böyle okunabilir. Perrier hâlâ orada. S.Pellegrino hâlâ orada. Acqua Panna hâlâ orada. Ama suyun hikâyesi eskisi kadar basit değil. Çünkü dünyada milyarlarca insan için su, market rafındaki şık bir şişeden önce yaşamsal bir kaynak. Ve belki de Nestlé’nin bu hamlesindeki en ilginç taraf şu:

Su değer kazandıkça, su işi neden daha kolay değil de daha zor hale geliyor? Nestlé’nin cevabını ortaklıkta araması, önümüzdeki yıllarda başka şirketlerin de aynı soruyla karşılaşabileceğini düşündürüyor.

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış