Buzdolabındaki Sessiz Misafir: Listeria Neden Yeniden Gündemde?

Dilhan Hız
3 Dk Okunabilir

ABD’den Avrupa’ya uzanan Listeria monocytogenes kaynaklı geri çağırmalara, bu hafta Türkiye’de Tahsildaroğlu’nun bir parti beyaz peynirinin piyasadan toplatılması da eklendi. Peki gerçekten daha fazla bakteri vakası mı yaşıyoruz, yoksa gıda güvenliği sistemleri artık görünmeyeni daha fazla mı görünür kılıyor?

Bir gıda geri çağrıldığında ilk refleksimiz aynı oluyor: “Demek ki bir şeyler ters gidiyor.” Oysa bazen tam tersi de doğru olabilir. Çünkü bir bakterinin tespit edilmesi, her zaman denetimin başarısız olduğu anlamına gelmiyor; bazen sistemin çalıştığını gösteriyor.

Son günlerde adı yeniden gündeme gelen Listeria monocytogenes bunun en çarpıcı örneklerinden biri. ABD ve Avrupa’da farklı ürün gruplarında yaşanan geri çağırmaların ardından, Türkiye’de de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetimleri sonucunda Tahsildaroğlu markasına ait belirli bir parti beyaz peynirde Listeria monocytogenes tespit edildi. Bakanlık, ilgili ürünlerin piyasadan toplatılmasına karar verirken, şirket de yalnızca belirtilen partiye yönelik geri çağırma sürecinin başlatıldığını açıkladı.

Bu gelişme doğal olarak tüketicide endişe yarattı. Ancak uzmanlara göre asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bakterinin varlığından çok onun nasıl tespit edildiği. Çünkü gıda güvenliği sistemleri geliştikçe, yıllar önce fark edilmeyebilecek riskler bugün laboratuvar analizleriyle çok daha erken ortaya çıkarılabiliyor. Başka bir ifadeyle, geri çağırmaların artması her zaman daha fazla risk olduğu anlamına gelmeyebilir; bazen daha fazla denetim ve daha hassas analiz kapasitesinin sonucu olabilir.

Yine de Listeria’yı diğer gıda kaynaklı bakterilerden ayıran önemli bir özellik var. Çoğu bakteri düşük sıcaklıklarda çoğalmakta zorlanırken, Listeria monocytogenes buzdolabı sıcaklıklarında yaşamını sürdürebiliyor. Bu nedenle özellikle yumuşak peynirler, şarküteri ürünleri ve diğer hazır tüketilen gıdalar dünya genelinde en yakından izlenen ürün grupları arasında yer alıyor. Sağlıklı bireylerde çoğu zaman hafif seyreden enfeksiyon, hamileler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor.

Küresel ölçekte yaşanan son vakalar da gösteriyor ki gıda güvenliği artık yalnızca üretim hattında başlayan bir süreç değil. Hammaddenin kaynağından paketlemeye, lojistikten market rafına kadar uzanan her aşama, zincirin kritik bir halkası haline gelmiş durumda. Bu nedenle bugün başarı, hiç geri çağırma yapılmaması değil; risk ortaya çıktığında onu hızla tespit edip tüketiciye ulaşmadan kontrol altına alabilmek olarak değerlendiriliyor.

Ya Sonra?

Bir geri çağırma haberi gördüğümüzde aklımıza ilk gelen soru genellikle “Bu ürünü almış mıydım?” oluyor.

Belki bundan sonra başka bir soruyu da sormalıyız:

Bu risk nasıl fark edildi?

Çünkü geleceğin gıda güvenliğini belirleyecek olan yalnızca bakterilerle mücadele etmek değil; onları tüketicinin tabağına ulaşmadan görebilen sistemler kurmak olacak. Belki de güvenin yeni tanımı, hiç sorun çıkmaması değil; sorun çıktığında onu kimsenin fark etmesine gerek kalmadan durdurabilmek olacak.

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış