2026’da başlayan El Niño’nun modern gözlem tarihindeki en güçlü olay olma ihtimali yükseliyor. Carbon Brief’in 14 farklı model grubunun tahminlerini inceleyen analizine göre modellerin yüzde 96’sı mevcut El Niño’nun önceki rekoru aşabileceğini öngörüyor. Etkileri ise Pasifik’le sınırlı kalmayacak; yağış düzenlerinden sıcaklıklara, kuraklıktan yangınlara kadar dünyanın farklı bölgelerinde hissedilecek.
Bir okyanusun birkaç derece ısınması kulağa dünyanın geri kalanından çok uzakta bir mesele gibi geliyor. Sonuçta Pasifik Okyanusu devasa; biz buradayız, o orada. Fakat iklim sistemi böyle çalışmıyor. Okyanusun sıcaklığı değiştiğinde rüzgârlar, yağışlar ve atmosferik dolaşım da yer değiştiriyor. Sonra etkileri kıtalara dağılıyor. Bir yerde kuraklık, başka bir yerde sel; bir bölgede sıcaklık, diğerinde fırtına olarak karşımıza çıkabiliyor.
Şu anda yaşanan El Niño da tam olarak böyle bir zincirin başlangıcında. El Niño, tropikal Pasifik’in sıcak fazı. Normal koşullarda doğudan batıya esen ticaret rüzgârları, Güney Amerika kıyılarındaki sıcak yüzey sularını Asya’ya doğru taşırken derinlerden soğuk ve besin açısından zengin suyun yüzeye çıkmasına yardımcı oluyor. El Niño sırasında ise bu rüzgârlar zayıflıyor; sıcak su doğuya doğru yayılıyor ve soğuk suyun yüzeye çıkışı azalıyor.
Bir okyanus, dünyanın havasını değiştirebilir mi?
Evet. Çünkü sıcak suyun yer değiştirmesi yalnızca denizin sıcaklığını değiştirmiyor. Yağış kuşakları da hareket ediyor. Güneydoğu Asya ve Avustralya’da kuraklık ve yangın riski artarken, Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde aşırı yağış ve sel riski yükseliyor. Hindistan’da sıcaklık ve kuraklık riski, Afrika’nın güneyinde ise kuraklık ihtimali artabiliyor. Kuzey Amerika’da da kış koşulları ve yağış düzenleri değişebiliyor.
Bu değişimin gıda sistemi açısından da önemsiz bir ayrıntı olmadığı açık. Yağışın zamanlaması ve miktarı değiştiğinde tarım doğrudan etkileniyor. Kuraklık üretimi düşürebilirken aşırı yağış ekili alanları ve hasadı tehdit edebiliyor. Üstelik El Niño’nun etkilediği bölgeler dünyanın önemli tarım ve balıkçılık merkezleri arasında. Normal koşullarda Peru kıyılarındaki soğuk ve besin açısından zengin sular dünyanın en verimli balıkçılık alanlarından birini oluşturuyor; El Niño sırasında bu su yükselmesi zayıflıyor.
Dahası var. El Niño küresel sıcaklıkları da geçici olarak yukarı çekiyor. Carbon Brief’e göre Niño3.4 bölgesindeki deniz yüzeyi sıcaklığındaki her 1°C’lik değişim, üç ila altı aylık gecikmeyle küresel ortalama sıcaklıkta yaklaşık 0,1°C’lik bir değişimle ilişkili. Büyük El Niño olaylarının 1998, 2016 ve 2024 gibi rekor sıcak yıllara katkıda bulunduğu belirtiliyor. Ancak burada kritik ayrım şu: El Niño sıcaklığı geçici olarak yükseltiyor; uzun vadeli sıcaklık artışının temel nedeni ise insan kaynaklı iklim değişikliği.
2026-27: Rekorun ötesinde ne var?
Bu El Niño’nun “süper El Niño” olarak anılması dikkat çekici olsa da bu ifade bilimsel olarak tanınmış bir sınıflandırma değil. Carbon Brief’in analizinde 14 farklı model grubunun yüzde 96’sı, olayın modern gözlem tarihindeki en güçlü El Niño olacağı yönünde tahmin üretiyor. Modeller, 2015-16 dönemindeki 2,75°C’lik Niño3.4 sıcaklık anomalisi rekorunun aşılabileceğini öngörüyor. Mevcut olayın haziran ayında başladığı ve 2027’ye kadar sürmesinin beklendiği belirtiliyor.
El Niño ile iklim değişikliği arasındaki ilişki ise hâlâ bilimsel araştırmaların konusu. Carbon Brief, iklim değişikliğinin El Niño olaylarının şiddetini artırıp artırmadığı konusunda kesin bir sonuca varmanın zor olduğunu; geçmiş iklim kayıtlarının olayların sıklığı ve gücünde doğal olarak da büyük değişimler olduğunu gösterdiğini aktarıyor.
Ya Sonra?
Belki de El Niño’nun bize hatırlattığı en önemli şey, iklim krizinin sınır tanımadığı değil, iklim sisteminin zaten sınır tanımadığı. Pasifik’teki sıcaklık değişimi Güneydoğu Asya’da kuraklık, Güney Amerika’da sel, başka bir yerde sıcaklık, bir başka yerde gıda üretimi olarak karşımıza çıkabiliyor.
Bu yüzden 2026-27 El Niño’sunu yalnızca yeni bir sıcaklık rekorunun habercisi olarak okumak eksik kalır. Asıl soru şu:
Dünya, aynı anda bu kadar çok yerde değişen hava koşullarının gıda, su ve ekonomi üzerindeki etkilerine ne kadar hazır?
