84 ülkeden yaklaşık 3.500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisi, sığır sağlığının geleceğini konuşmak üzere Eylül ayında İstanbul’da buluşacak. 33. Dünya Buiatri Kongresi’nde şap hastalığından kuş gribine, iklim değişikliğinden antibiyotik direncine ve yapay zekâya kadar hayvancılığın geleceğini belirleyen başlıklar masaya yatırılacak.
Dünyada yaklaşık 1,6 milyar sığır var. Türkiye’de ise sığır varlığı 2025 sonunda 17,5 milyonu aştı. Dolayısıyla mesele artık yalnızca hayvanların sağlıklı kalması değil; sofraya gelen gıdanın güvenliği, üretimin devamlılığı ve hayvancılığın değişen iklime ayak uydurabilmesi. Tam da bu nedenle sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığını odağına alan 33. Dünya Buiatri Kongresi, 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek.
1960’tan Bu Yana
İlk kez 1960 yılında gerçekleştirilen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye geliyor. Kongrede şap hastalığının kontrolü ve yeni aşı teknolojilerinden süt sığırlarında kuş gribi riskine, antimikrobiyal dirençten sıcaklık stresine ve enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar geniş bir gündem ele alınacak. Kongre Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz, Türkiye’nin güçlü hayvan varlığı ve gelişen modern çiftlikleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek kongrenin bilim dünyasıyla sektör arasında yeni bir buluşma alanı oluşturacağını ifade ediyor. Programın en kritik başlıklarından biri, sınır tanımayan hastalıkların başında gelen şap olacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso, hastalıkla mücadelenin küresel ve yerel boyutlarını değerlendirirken yeni nesil aşı çalışmalarına ilişkin gelişmeler de paylaşılacak. Bir başka dikkat çekici başlık ise kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi. Prof. Dr. Juergen Richt, influenza virüslerinin farklı hayvan türleri arasındaki hareketini ve bunun ortaya çıkardığı yeni riskleri ele alacak. Antimikrobiyal direnç de insan, hayvan ve çevre sağlığını aynı denklemde buluşturan “Tek Sağlık” yaklaşımı kapsamında tartışılacak. Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antibiyotik kullanımının bugünkü durumunu ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunları değerlendirecek. İnsan sağlığı açısından ise immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş, çevreyle temas eden koruyucu bariyerlerdeki değişimlerin alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini Tek Sağlık perspektifinden ele alacak. İklim değişikliği de kongrenin artık göz ardı edilemeyecek başlıklarından biri. Artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve verim üzerindeki etkileri kadar hayvancılığın çevresel ayak izi ve metan emisyonlarının azaltılması için geliştirilen yöntemler de konuşulacak. Teknoloji tarafında ise robotik sağım sistemleri, sensörlerle hayvan takibi, veriye dayalı klinik kararlar ve yapay zekâ destekli hayvan refahı uygulamaları öne çıkacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Beş günlük kongrenin programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü bildiri, 589 poster sunumu, özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve üç uygulamalı workshop bulunuyor. Yani İstanbul’da yalnızca bilimsel bildiriler okunmayacak; fertilite programlarından buzağı yönetimine ve ultrasonla tanıya kadar araştırma sonuçlarının çiftlikte nasıl karşılık bulabileceği de tartışılacak.
Ya Sonra?
Hayvancılığın geleceği artık yalnızca “daha fazla hayvan, daha fazla süt, daha fazla et” hesabıyla kurulamayacak kadar karmaşık. Hastalıklar sınırları aşıyor, iklim hayvanların yaşam koşullarını değiştiriyor, antibiyotik direnci sağlık sistemlerini zorluyor; teknoloji ise sürünün başına insan kadar hızlı karar verebilen yeni bir aktör koyuyor. İstanbul’daki kongrenin asıl meselesi bu nedenle sığırların bugün ne kadar sağlıklı olduğu değil, yarının hayvancılığının ne kadar dayanıklı olacağı. Çünkü üretimi büyütmek kolay olabilir; değişen dünyada onu sürdürebilmek asıl sınav.
