Balparmak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Dijital Dönüşüm Merkezi” unvanını alarak 2031’e kadar uzanan yeni yatırım programını başlattı. Yapay zekâ, robotik sistemler ve ileri analitikten oluşan 20 projeyle hedef yalnızca üretimi hızlandırmak değil; balın kovandan sofraya uzanan yolculuğunu daha görünür, ölçülebilir ve verimli hale getirmek.
Balın doğası gereği değişken bir ürün olması, üretim sürecini standartlaştırmayı da zorlaştırıyor. Farklı arıcılardan gelen balların kabulü, analiz edilmesi, harmanlanması, dolumu ve depolanması birbirine eklenen çok sayıda karar ve kontrol noktasından oluşuyor.Balparmak’ın yeni dijital dönüşüm programı tam da bu noktaya müdahale ediyor. Şirket, 2026-2031 döneminde hayata geçireceği 20 stratejik projeyle üretim tesisini daha akıllı, otonom ve veri odaklı bir yapıya taşımayı planlıyor.
Yapay zekâ kavanoza kadar geliyor
Programın içinde yapay zekâ destekli görüntü işleme ile kalite kontrol, akıllı harman ve dolum otomasyonu, robotik paletleme, otomatik depolama, üretim yönetim sistemi (MES) ve tedarik zinciri kontrol kulesi gibi uygulamalar bulunuyor. Hedeflerden biri, dolum ve paketleme operasyonlarında hızı yüzde 40’a varan oranda artırmak. Tekrarlayan ve ağır fiziksel işlerin robotlara devredilmesiyle hata riskinin azaltılması ve çalışan güvenliğinin artırılması da planlanıyor. Ancak dönüşümün ilginç tarafı hızdan çok verinin üretimin içine girmesi.

Sadece daha hızlı değil, daha az kaynakla
Balparmak’ın programında elektrik, su ve gaz tüketiminin dijital sayaçlarla anlık izlenmesi; akıllı yıkama sistemleriyle su tüketiminin ve yapay zekâ destekli harman optimizasyonuyla hammadde firesinin azaltılması da yer alıyor. Dolayısıyla dijitalleşme burada yalnızca “daha fazla üretim” anlamına gelmiyor. Aynı üretimi daha az hata, daha az fire ve daha kontrollü kaynak kullanımıyla gerçekleştirme hedefi de taşıyor. Bu ayrım önemli. Çünkü gıda sektöründe dijital dönüşümün gerçek değerini yalnızca üretim hattının ne kadar hızlandığı değil, aynı zamanda ne kadar kaynak tasarrufu sağladığı belirleyecek.
Kovandan sofraya veri
Balparmak’ın dijitalleşme hikâyesi aslında yeni başlamıyor. Şirket, 2012’den beri ürün ambalajındaki karekod üzerinden tüketicinin balın analiz raporuna ve bitki/çiçek kaynağına ulaşmasını sağlayan bir izlenebilirlik sistemi kullanıyor. 2015’ten bu yana sürdürülen Arıcım Projesi ise tedarik zincirinin arıcı tarafındaki verilerin izlenmesine katkı sağlıyor. Yeni yatırımlar bu sistemlerin üzerine yapay zekâ, otomasyon ve entegre veri altyapısı eklemeyi hedefliyor. Böylece amaç yalnızca fabrikayı akıllandırmak değil, arıcıdan tüketiciye uzanan zincirin tamamını birbirine bağlamak.
Gıda sektörünün geleceği burada mı?
Balparmak’ın aldığı “Dijital Dönüşüm Merkezi” unvanı ve beş yıllık yatırım planı, gıda üretiminde başka bir dönüşümün de işaretini veriyor. Bir zamanlar dijitalleşme denildiğinde satış, e-ticaret ya da müşteri deneyimi akla gelirken, şimdi algoritmalar üretim hattının içine giriyor. Hangi hammaddenin nasıl harmanlanacağından kalite kontrolüne, depolamadan enerji ve su tüketimine kadar kararların giderek daha büyük bölümü veriye bırakılıyor. Bu model yaygınlaştıkça “gıdayı kim üretiyor?” sorusunun yanına başka bir soru eklenmesi gerekecek:
Gıdanın nasıl üretileceğine kim karar veriyor; insan mı, makine mi, veri mi?
Balparmak’ın 2031’e kadar uzanan dönüşüm programı bu sorunun henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor.
