Bir yaprak fotoğrafı çekiliyor. Yapay zekâ hastalığı tahmin ediyor. Toprak analizi sadeleşiyor, gübreleme ve ilaçlama için öneriler geliyor. Peki burada gerçekten “akıllanan” şey tarla mı, yoksa çiftçinin yıllardır ulaşamadığı tarımsal bilgi mi?
Batman’da 129 binin üzerinde dekarda fıstık üretiliyor. Fakat bu alanların yalnızca yaklaşık yüzde 2’si profesyonel ziraat mühendisliği hizmetlerinden yararlanabiliyor. Asıl hikâye belki de burada başlıyor. Çünkü hastalık, zararlı ya da toprak problemi ortaya çıktığında çiftçinin elindeki seçenek çoğu zaman komşudan, geçmiş deneyimden veya geleneksel bilgi aktarımından ibaret kalabiliyor. Yanlış teşhis ise yalnızca bir ağacın değil, sezonun verimini etkileyebiliyor. Şimdi bu boşluğu bir telefon doldurabilir mi?
Bir yaprak ne anlatabilir?
FATGES, Antep ve Siirt fıstığına özel geliştirilen yapay zekâ altyapısıyla tam da bu soruya yanıt arıyor. Çiftçi şüphelendiği yaprağın fotoğrafını çekip sisteme gönderiyor; sistem hastalık ya da zararlı ihtimalini analiz ediyor. Fakat mesele fotoğraf tanımaktan ibaret değil. Toprak analizlerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, tarlaya göre gübreleme ve ilaçlama önerileri oluşturulması ve uydu görüntüleriyle alanların uzaktan takip edilmesi de sistemin parçası. Yani telefon, yalnızca “Bu yaprakta ne var?” sorusuna cevap vermeye çalışmıyor. Bir sonraki soruya da geçiyor: “Peki şimdi ne yapmalıyım?”
Her çiftçinin cebinde uzmanlık
Buradaki teknoloji hikâyesini biraz tersinden okumak gerekiyor. Çünkü yapay zekânın tarıma girmesini genellikle daha büyük traktörler, sensörler, drone’lar ve pahalı ekipmanlarla ilişkilendiriyoruz. FATGES’in yaklaşımı ise daha mütevazı: Çiftçinin zaten cebinde bulunan akıllı telefonu kullanmak. Bu önemli. Çünkü dijital tarımın gerçekten dönüşüm yaratabilmesi, yalnızca en büyük işletmelerin satın alabildiği teknolojiler geliştirmesine değil, uzmanlığa erişimi sınırlı üreticinin de bu teknolojiyi kullanabilmesine bağlı.
Ama yapay zekâ ne kadar biliyor?
Tam burada frene basmak gerekiyor. Bir yaprağın fotoğrafından hastalık ihtimalini görmek etkileyici. Ancak tarım, tek bir görüntüden ibaret değil. Toprak, hava, sulama, ağacın yaşı, geçmiş hastalıklar, bölgesel iklim ve üreticinin önceki müdahaleleri aynı hikâyenin parçaları. Bu nedenle yapay zekânın burada ziraat mühendisinin yerini tamamen almasını beklemek doğru olmaz. Daha anlamlı ihtimal şu: Uzmanın olmadığı yerde ilk danışman, uzmanın olduğu yerde ise karar destek aracı olması.
FATGES’in Antep ve Siirt fıstığına özel eğitilmesi de bu açıdan önemli. Batman, Siirt ve Harran üniversitelerinden akademisyenlerin doğrulama süreçlerine katkı vermesi, sistemin yalnızca genel bir yapay zekâ sohbet aracından ibaret olmadığını göstermeyi amaçlıyor.
Akıllı tarla mı, erişilebilir bilgi mi?
FATGES’in ilk aşamada Batman’da 1.500’ün üzerinde üreticiye ulaşması, ardından Siirt, Şanlıurfa ve Diyarbakır’a açılması hedefleniyor. Ama projenin gerçek başarısını kaç kişinin uygulamayı kullandığı belirlemeyecek. Daha zor soru şu olacak: Çiftçi daha doğru karar verebilecek mi? Daha az gereksiz ilaç kullanacak mı? Toprağı daha iyi yönetecek mi? Hastalığı daha erken fark edip verim kaybını azaltabilecek mi? Çünkü tarımın dijitalleşmesi, tarlaya ne kadar teknoloji soktuğumuzla değil, çiftçinin elindeki bilginin ne kadar işe yarar hale geldiğiyle ölçülecek.
Ya Sonra?
Belki de geleceğin ziraat mühendisi bir robot ya da dev bir tarım makinesi olmayacak. Belki çiftçinin cebindeki telefon olacak. Ama asıl mesele, telefonun ne bildiği değil; çiftçinin onun söylediğine ne kadar güvenebileceği. FATGES bize yapay zekânın tarıma girebildiğini gösteriyor. Şimdi sıra daha zor soruda: Yapay zekâ gerçekten çiftçinin yanında mı olacak, yoksa yalnızca çiftçinin zaten ulaşamadığı uzmanlığın dijital bir kopyasını mı sunacak?
Cevabı, teknoloji kadar tarlada verilecek.
