Yem maliyetlerinin üretim giderlerinin yüzde 70’ine kadar ulaştığı hayvancılıkta sektör, miktardan çok yemin verimliliğine odaklanıyor. Trouw Nutrition’a göre sürdürülebilir büyümenin anahtarı kaliteli besleme ve bilimsel yem yönetiminden geçiyor.
Hayvancılıkta üretim maliyetlerini belirleyen en önemli kalem yem olmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre yem giderleri birçok hayvansal üretim modelinde toplam maliyetlerin yüzde 60 ila 70’ini oluşturuyor. Türkiye’de ise yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde seyretmesine rağmen, mısır, soya küspesi ve diğer stratejik hammaddelerde süren ithalat bağımlılığı sektörün en önemli kırılganlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Verim…
Trouw Nutrition Türkiye Ülke Müdürü Gonca Altıntaş, yem sektöründe rekabetin artık yalnızca hammadde fiyatlarıyla değil, aynı miktar yemden elde edilen verimle belirlendiğini söyledi. Altıntaş’a göre doğru besleme programları, alternatif hammadde kullanımı, premiks çözümleri ve veri odaklı üretim yaklaşımları hem üretim maliyetlerinin yönetilmesine hem de işletmelerin rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlıyor. Şirket, yemden yararlanma oranının artırılmasının yalnızca ekonomik açıdan değil, çevresel etkiler bakımından da önem taşıdığına dikkat çekiyor. Aynı miktar yemle daha fazla süt, et veya canlı ağırlık artışı sağlanması, doğal kaynak kullanımını azaltırken sera gazı emisyonlarının düşürülmesine de katkı sağlayabiliyor.
Ya Sonra?
Yem sektörü uzun yıllardır “daha fazla üretim” üzerinden konuşuluyor. Oysa asıl soru artık “Daha az kaynakla daha fazla üretmek mümkün mü?” olmalı.
Burada dikkat çeken nokta ise “kaliteli yem” kavramının ne anlama geldiği. Çünkü kaliteli yem yalnızca daha pahalı yem demek değil; hayvanın ihtiyacına uygun besin değerine sahip, sindirilebilirliği yüksek ve aynı miktarla daha fazla verim sağlayan yem anlamına geliyor. Ancak bu dönüşümün yalnızca yem katkılarıyla gerçekleşmesi de mümkün değil. Yerli protein kaynaklarının geliştirilmesi, alternatif yem hammaddelerinin yaygınlaşması ve ithal soya ile mısıra bağımlılığın azaltılması da en az besleme teknolojileri kadar kritik.
Türkiye bugün 30 milyon tondan fazla yem üretiyor. Belki de bundan sonraki başarı göstergesi, kaç ton yem üretildiği değil; bir kilogram yemin ne kadar süt, et ya da yumurtaya dönüştüğü olacak.
