İtalya’da ormanlar ilk kez yüzyıllar sonra tarım arazilerini geride bıraktı. Ancak bu büyümenin önemli kısmı yeni ormanlardan değil, terk edilen tarlalardan geliyor. İklim açısından umut veren tablo, kırsal ekonomi açısından aynı ölçüde parlak olmayabilir.
İklim dünyası “ormanlar büyüyor” haberlerini sever. Çünkü daha fazla ağaç, daha fazla karbon tutumu, daha zengin biyoçeşitlilik ve daha güçlü ekosistemler anlamına gelir. İtalya’dan gelen son veriler de ilk bakışta tam böyle bir başarı hikâyesi anlatıyor. Ülkede ormanlık alanlar, yüzyıllar sonra ilk kez tarım arazilerini geride bıraktı. Ancak rakamların biraz altını kazıyınca tablo değişiyor. Ormanların genişlemesinin önemli bir bölümü, kapsamlı ağaçlandırma projelerinden değil, kırsal nüfusun azalmasıyla birlikte terk edilen tarım arazilerinin zaman içinde kendiliğinden yeniden ormanlaşmasından kaynaklanıyor. Bir başka ifadeyle doğa alan kazanırken, tarım alan kaybediyor. Elbette bunun iklim açısından önemli kazanımları var. Artan ormanlar karbonu depoluyor, su döngüsünü destekliyor ve birçok canlı türü için yeni yaşam alanları oluşturuyor. Ancak aynı süreç, kırsalda üretimin azalması, çiftçilerin topraktan kopması ve gıda üretiminin gerilemesi gibi başka soruları da beraberinde getiriyor. Üstelik iklim krizinin etkileri büyürken yalnızca orman alanını artırmak da tek başına yeterli değil. Orman yangınları, zararlılar ve kuraklık, bu yeni ormanların ne kadar dayanıklı olacağını belirleyecek en önemli sınavlardan biri olacak. Belki de İtalya’nın deneyimi bize şu basit ama önemli soruyu yeniden hatırlatıyor: Daha fazla yeşil alan görmek her zaman daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına geliyor mu, yoksa bazen büyüyen ormanlar, sessizce küçülen tarımın hikâyesini mi anlatıyor?
