Avrupa Birliği, binlerce PFAS kimyasalını kapsayan tarihin en kapsamlı kısıtlama sürecini yürütüyor. Yapışmaz tavalardan hamburger ambalajlarına kadar uzanan bu karar, yalnızca kimya sektörünü değil, gıda üretimini, paketlemeyi ve tüketici alışkanlıklarını da değiştirebilir.
Hamburgeri, pizzayı ya da patlamış mısırı değil… Onları saran ambalajları konuşuyoruz.
Yıllardır yağ ve su geçirmediği için tercih edilen PFAS içeren kaplamalar, bugün Avrupa’nın en büyük kimyasal dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Gıda güvenliği, çevre ve insan sağlığına ilişkin artan endişeler nedeniyle Avrupa Birliği, yalnızca belirli kimyasalları değil, binlerce PFAS bileşiğini kapsayan kapsamlı bir kısıtlama hazırlığı yürütüyor. PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler), yüksek sıcaklığa, yağa ve suya dayanıklı yapıları nedeniyle yıllardır gıda ambalajlarından yapışmaz tava kaplamalarına, tekstilden kozmetiğe kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip. Ancak doğada neredeyse hiç parçalanmamaları nedeniyle “sonsuz kimyasallar” olarak anılan bu maddelerin toprakta, içme suyunda ve gıda zincirinde birikebildiği; bazı türlerinin ise sağlık riskleriyle ilişkilendirildiği belirtiliyor.
AB’nin yeni Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR) kapsamında, 12 Ağustos 2026 tarihinden itibaren belirlenen limitlerin üzerinde PFAS içeren gıda temaslı ambalajların Avrupa pazarına sunulması yasaklanacak. Düzenleme; fast-food ambalajları, yağ geçirmez kâğıtlar ve benzeri gıda temaslı paketleme çözümlerini doğrudan ilgilendiriyor. Bununla eş zamanlı olarak Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA), yaklaşık 10 binin üzerinde PFAS kimyasalını kapsayan sınıf bazlı kısıtlama teklifini değerlendirmeyi sürdürüyor. Amaç, tek tek maddeleri yasaklamak yerine tüm PFAS ailesine yönelik ortak bir çerçeve oluşturmak. Kritik sektörlerde ise alternatiflerin geliştirilmesine bağlı olarak belirli istisna ve geçiş süreleri değerlendiriliyor.
Yeni kurallar yalnızca Avrupa’daki üreticileri değil, AB’ye gıda ve ambalaj ihraç eden şirketleri de yakından ilgilendiriyor. Özellikle gıda ambalajı tedarik zincirinde yer alan üreticilerin, kullandıkları malzemeleri ve kimyasal içerikleri yeniden gözden geçirmesi gerekecek.
Ya Sonra?
Uzun yıllar gıda güvenliğini konuşurken dikkatimizi daha çok ürünün içeriğine çevirdik. Avrupa’nın attığı bu adım ise yeni bir soruyu gündeme getiriyor: Yediğimiz kadar, gıdaya temas eden malzemeyi de sorgulamaya hazır mıyız? Önümüzdeki dönemde rekabet sadece daha sürdürülebilir gıda üretmekte değil, o gıdayı daha güvenli malzemelerle tüketiciye ulaştırabilmekte de şekillenecek. Belki de geleceğin en önemli etiketlerinden biri, “PFAS içermez” ibaresi olacak.
