Grundig “Sofrayı Geri Al” Diyor

Editor
3 Dk Okunabilir

Grundig’in sürdürülebilir yaşam platformu Ruhun Doysun, dokuzuncu yılında “Sofrayı Geri Al” hareketini başlattı. Farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getiren yeni dijital seri, ekranlar, hız ve değişen yaşam alışkanlıkları nedeniyle dönüşen sofra kültürünü yeniden tartışmaya açıyor.

Yemek artık çoğu zaman mutfakta değil, ekran karşısında yeniyor. Bir yandan toplantıya yetişmeye çalışırken diğer yandan telefondan sipariş veriyor, dizi izlerken farkında olmadan tabağımızı bitiriyoruz. Sofra ise giderek yalnızca karnı doyuran bir mobilyaya dönüşüyor.

Grundig’in sürdürülebilir yaşam platformu Ruhun Doysun, bu değişime dikkat çekmek amacıyla “Sofrayı Geri Al” adını verdiği yeni bir farkındalık hareketi başlattı. Teknoloji, gastronomi, psikoloji ve sosyoloji gibi farklı alanlardan uzmanları buluşturan dijital seri, sofranın yalnızca yemek yenilen bir yer değil; paylaşımın, iletişimin ve öğrenmenin gerçekleştiği ortak bir yaşam alanı olduğunu yeniden hatırlatmayı hedefliyor.

Sofrada Aslında Neyi Kaybettik?

Her ay dijital platformlarda yayımlanacak yaklaşık beş dakikalık bölümlerde, gündelik hayatın çoğu zaman sorgulamadan benimsediğimiz alışkanlıkları masaya yatırılıyor.

Gece yarısı verilen yemek siparişleri gerçekten açlığı mı gideriyor? Mevsimi dışında tüketilen ürünler bedenimizi nasıl etkiliyor? Çocuklar sofrayı aileyle geçirilen bir zaman mı, yoksa ekran karşısında geçirilen bir mola mı olarak görüyor? Yapay zekâ yemek kültürünü nasıl değiştirecek?

Seri, bu ve benzeri sorular üzerinden sofrayla kurduğumuz ilişkinin nasıl dönüştüğünü farklı bakış açılarıyla ele alıyor.

Farklı Disiplinler Aynı Masada

Projede teknoloji yazarı M. Serdar Kuzuloğlu, veri teknolojileri uzmanı Akan Abdula, sosyolog Prof. Dr. Zafer Yenal, çocuk beslenme uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, gastronomi araştırmacısı Merin Sever, toplumsal cinsiyet uzmanı Doç. Dr. Leyla Bektaş Ata, MSA Yönetici Direktörü Sitare Baras ve psikolog Baycan Orkun Çelik yer alıyor. Amaç yalnızca beslenmeyi değil; yemek kültürünü teknoloji, toplum, aile ilişkileri ve sürdürülebilirlik ekseninde birlikte değerlendirmek. Grundig’in 2017 yılında başlattığı Ruhun Doysun platformu ise bugüne kadar gıda israfı, bilinçli tüketim ve sürdürülebilir yaşam konusunda içerikler üretmeye devam ediyor.

Ya Sonra?

İklim krizini konuşuyoruz. Gıda israfını konuşuyoruz. Yapay zekâyı, sağlıklı beslenmeyi, sürdürülebilirliği konuşuyoruz.

Peki ya sofrayı?

Çünkü sofra sadece yemek yediğimiz yer değildir; kültürün aktarıldığı, çocukların ilk beslenme alışkanlıklarını edindiği, a ilelerin birbirini dinlediği ve toplumun kendini yeniden ürettiği en küçük ortak alandır.Belki de bugün yaşadığımız en büyük yoksulluk, tabağımızdaki eksiklik değil; aynı masada geçirdiğimiz zamanın azalması. Ancak burada ince bir çizgi de var. Sofrayı romantize etmek kolay. Asıl mesele, değişen hayatın içinde sofraya yeniden anlam kazandırabilmek. Çünkü kimse eskiye dönmeyecek.

Acaba geleceğin akıllı mutfaklarını tasarlıyoruz da, geleceğin sofralarını tasarlamayı unutuyor muyuz?

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış