“Asıl Maliyet, Dönüşümü Ertelemek”

Dilhan Hız
11 Dk Okunabilir

ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sir ile COP31’den sürdürülebilirlik raporlamasına, iklim risklerinden yapay zekâya ve geleceğin finans profesyonellerinin sahip olması gereken yetkinliklere uzanan dönüşümü konuştuk. İşte satırlara yansıyan detaylar…

ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sir, COP31’in Türkiye için yaratacağı fırsatları, sürdürülebilirliğin finans dünyasında geçirdiği dönüşümü ve şirketlerin iklim riskleri karşısındaki sorumluluklarını “Ya Sonra?” için değerlendirdi. Sir’e göre şirketlerin artık sorması gereken soru sürdürülebilirlik yatırımının maliyeti değil, dönüşümü ertelemenin gelecekte yaratacağı maliyet.

COP31’in Türkiye’de düzenlenmesi sizce ülkemiz ve iş dünyası açısından nasıl bir fırsat oluşturuyor? Türkiye’deki şirketler bu sürece ne kadar hazır?

COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması, hem ülkemiz hem de iş dünyamız açısından çok önemli bir dönüm noktası. Bu zirve, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularını siyasi ve ticari gündemin öncelikli başlıkları arasına taşırken, ülkemiz için çevresel kazanımların yanı sıra önemli ekonomik fırsatlar da yaratacak. Türkiye’deki şirketlerin, özellikle Avrupa Birliği’nin karbonsuzlaşma politikalarına uyum sağlayabilmek için yeşil dönüşümü nasıl hızlandırabileceklerine odaklanmaları gerekiyor.

COP31 aynı zamanda Paris Anlaşması kapsamında belirlenen üst düzey hedeflerin somut uygulamalara dönüştürülmesi açısından önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye, iklim alanındaki liderliğini dünyaya gösterirken farklı bölgeleri ortak eylem etrafında buluşturabilecek eşsiz konumunu da en iyi şekilde değerlendirebilir.

Son yıllarda sürdürülebilirlik, kurumsal iletişimin ötesine geçerek CFO’ların ve finans ekiplerinin gündeminin merkezine yerleşti. Bu dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyanın önde gelen küresel muhasebe meslek kuruluşlarından biri olarak ACCA, sürdürülebilirliğin artık yalnızca kurumsal iletişimin bir parçası olarak görülmemesinden büyük memnuniyet duyuyor. Uzun zamandır sürdürülebilirliğin çağımızın en belirleyici konularından biri olduğunu vurguluyoruz. ACCA olarak iklim değişikliği konusunda yıllardır küresel savunuculuk ve iş birliği çalışmaları yürütüyor, stratejilerin somut eylemlere dönüşmesine katkı sağlıyoruz. İklimle ilgili bilgi ve becerileri ACCA Yeterliliğine dahil etmemiz sayesinde, 179 ülkedeki 266.100 üyemiz ve geleceğin üyeleri olan 546.500 adayımız, yeşil finans ve sürdürülebilirlik alanlarında ekonominin tüm kesimlerine katkı sunabilecek bilgi ve teknik yetkinlikler kazanıyor.

Finansal raporlarla sürdürülebilirlik raporlarının artık birbirinden ayrılmaz hale geldiğini söyleyebilir miyiz? İklim risklerinin finansal tablolara yansıması neden artık kaçınılmaz?

Finansal raporlama ile sürdürülebilirlik raporlamasını artık birbirinden ayrı düşünmemiz mümkün değil. İklim ile çevresel, sosyal ve yönetişim faktörleri, bir şirketin finansal performansını, varlıklarının değerini, yükümlülüklerini ve risk profilini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle iklim risklerini ciddi ve kapsamlı şekilde ele almayan bir kurumsal risk değerlendirmesinin, günümüz koşullarında gerçekçi veya güvenilir olduğunu söylemek mümkün değil.

Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirlik ve raporlama düzenlemeleri, özellikle ihracat yapan Türk şirketlerini nasıl etkileyecek? Şirketlerin bugünden hangi hazırlıkları yapması gerekiyor?

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi, yani CSRD, ile Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları, yani ESRS, Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemelerinin temelini oluşturuyor. Avrupa Birliği’nde önemli faaliyetleri bulunan büyük Türk şirketleri bu düzenlemelerden doğrudan etkilenecek. Ancak etki yalnızca büyük şirketlerle sınırlı kalmayacak. Avrupa’daki şirketlere ürün veya hizmet sağlayan daha küçük işletmeler de müşterilerinin tedarik zincirlerine yönelik incelemeleri nedeniyle bu sürece dahil olacak.

Finans profesyonelleri, şirketlerinin gerekli hazırlıkları yapmasına öncülük etmeli. ACCA olarak güncel araştırmalarımız, CSRD ve ESRS eğitimlerini içeren sürekli mesleki gelişim programlarımız ve Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz politika çalışmaları aracılığıyla bu dönüşümü destekliyoruz. Bu düzenlemelerin amacına ulaşması elbette önemli. Ancak gerekliliklerin şirketlerin büyüklüğü ve kapasitesiyle orantılı olması da gerekiyor. İklim değişikliği ulusal sınırlarla sınırlı olmadığı için bu standartların, Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu, yani ISSB standartlarıyla küresel düzeyde uyum içinde çalışması büyük önem taşıyor.

Bir şirket sürdürülebilirlik performansını gerçekten nasıl ölçebilir? Muhasebe ve finans profesyonelleri bu süreçte hangi kritik rolü üstleniyor?

Doğru ölçüm yapabilmek için öncelikle hangi veri ve bilgilere ihtiyaç duyulduğunu net şekilde belirlememiz gerekiyor. Ardından doğru, doğrulanabilir ve karşılaştırılabilir verilerin toplanmasını, değerlendirilmesini ve raporlanmasını sağlayacak güçlü sistemler kurulmalı. Bu sürece liderlik edecek finans profesyonellerinin ise yalnızca sürdürülebilirlik raporlama standartlarına hakim olması yeterli değil. Veri analitiği ve yapay zekanın sorumlu kullanımı gibi alanlarda da bilgi ve yetkinliklerini sürekli geliştirmeleri gerekiyor.

COP31 sonrasında şirketlerin sürdürülebilirlik raporlamasında ve finans profesyonellerinden beklenen yetkinliklerde nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz?

COP31, küresel hedef ve taahhütleri somut adımlara dönüştürmek için önemli bir fırsat sunuyor. COP31 sonrasında sürdürülebilirlik raporlamasının daha anlaşılır, güvenilir ve karar alma süreçlerini gerçekten destekleyen bir yapıya kavuşmasını bekliyoruz. Aynı zamanda finans profesyonellerinin bu dönüşümde üstleneceği kritik role yönelik farkındalığın da artması gerekiyor. Daha fazla finans profesyonelini, adil ve sürdürülebilir bir ekonomiye geçişi hızlandırabilecek bilgi ve becerilerle donatmalıyız. Çünkü bu dönüşümde finans profesyonelleri yalnızca süreci takip eden değil, değişime yön veren kişiler olacak.

Sürdürülebilirlik raporlamasını ve iklim risklerini gündemine almayan şirketleri önümüzdeki dönemde hangi riskler bekliyor? Röportajımızı okuyan finans profesyonellerine COP31 öncesinde vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Şirketlerin sürdürülebilirlik raporlamasını ve iklim risklerini göz ardı etmesi, yalnızca kendi gelecekleri için değil, hepimiz için ciddi sonuçlar doğurabilir. Bireyler, işletmeler ve toplumlar olarak birlikte harekete geçmezsek yaşam biçimimizi ve ortak geleceğimizi tehdit eden büyük risklerle karşı karşıya kalabiliriz. Ancak COP31 öncesinde finans profesyonellerine vermek istediğimiz mesaj umut dolu. Bugün ne yapmamız gerektiğini ve bunu nasıl başarabileceğimizi artık çok daha iyi biliyoruz.

ACCA olarak kurumlar ve paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışarak finans profesyonellerini, sürdürülebilir bir dünya vizyonunu gerçeğe dönüştürebilecek bilgi ve yetkinliklerle donatıyoruz. Çünkü doğru bilgi, güçlü iş birliği ve ortak bir amaçla gerçek değişimin mümkün olduğuna inanıyoruz.

ACCA, sürdürülebilirlik ve iklim finansı alanında dünya genelinde hangi çalışmaları yürütüyor? COP31 sürecinde ACCA’nın küresel rolü ve katkıları neler olacak?

ACCA’nın Politika ve İçgörü programı, muhasebe mesleğini, iş dünyasını ve ekonomiyi şekillendiren temel konularda küresel araştırmalar, uzman görüşleri ve politika önerileri sunuyor. Sürdürülebilirlik ise bu çalışmaların merkezinde yer alıyor. Finans profesyonellerinin sürdürülebilirliğin tüm boyutları hakkında güncel bilgi ve becerilere sahip olabilmeleri için çeşitli eğitim programları sunuyoruz. Aynı zamanda hükümetler, politika yapıcılar, işverenler, üyelerimiz ve diğer paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde çalışarak sürdürülebilirlik ve iklim gündeminin ilerlemesine katkı sağlıyoruz.

COP31’e de tüm bu küresel deneyimimizi, uzmanlığımızı ve enerjimizi taşıyacağız.

Sürdürülebilirlik raporlaması ve iklim risklerinin yönetimi konusunda muhasebe ve finans profesyonellerinin kendilerini geliştirmeleri için hangi bilgi ve becerilere yatırım yapmaları gerekiyor? ACCA bu alanda nasıl bir destek sunuyor?

ACCA olarak finans profesyonellerinin, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği dahil olmak üzere iş dünyasının hızla değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yeni bilgi ve beceriler kazanması gerektiğinin farkındayız. Bu doğrultuda ACCA Qualification lisansımızı kapsamlı şekilde yeniliyoruz. 2027 yılının ortasından itibaren uygulanmaya başlanacak yeni yapı, yapay zekâ destekli öğrenme deneyimleri, etkileşimli dijital mentorlar, veri bilimi uzmanlık alanları ve her seviyede zorunlu istihdam edilebilirlik modülleri sunacak.

Amacımız çok net: insanı, gezegeni ve refahı profesyonel muhasebenin merkezine yerleştirmek.

Yapay zekâ, veri analitiği ve dijitalleşme, sürdürülebilirlik raporlamasını nasıl dönüştürüyor? Finans profesyonelleri bu teknolojilere nasıl hazırlanmalı?

ACCA’nın Enabling Insight: Bridging Skills and Data Gaps for AI-Enabled Finance başlıklı son araştırması tam olarak bu konuya odaklanıyor. Yapay zekâ birçok alanı hızla dönüştürüyor ve finansal raporlama da bu değişimin önemli bir parçası. Araştırmamız, CFO’ların ve finans ekiplerinin daha güçlü iş içgörüleri elde etmek için artan veri hacminden ve yapay zekâ teknolojilerinden giderek daha fazla yararlandığını gösteriyor.

Ancak bu dönüşüm beraberinde doğal olarak bazı soru işaretlerini de getiriyor. Finans profesyonelleri, yapay zekâ tarafından üretilen analizlerin doğruluğu ve güvenilirliği konusunda temkinli yaklaşıyor. Bu nedenle yalnızca teknolojiyi kullanabilmek yeterli değil. Sonuçları sorgulamak, doğrulamak ve etik bir bakış açısıyla değerlendirmek de geleceğin finans profesyonelleri için kritik önem taşıyor.

KOBİ’ler sürdürülebilirlik dönüşümünü çoğu zaman büyük şirketlerin gündemi olarak görüyor. Sizce KOBİ’ler neden bugünden bu sürece dahil olmalı?

İklim hedeflerine ulaşmak istiyorsak KOBİ’leri bu dönüşümün dışında düşünmemiz mümkün değil. ACCA olarak KOBİ’lerin ekonomideki kritik rolünün farkındayız ve Küresel KOBİ Forumumuz aracılığıyla onların ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Büyük şirketlerin rolü elbette çok önemli. Ancak küresel ekonomik faaliyetlerin önemli bir bölümü KOBİ’ler tarafından gerçekleştiriliyor ve bu işletmeler milyonlarca kişiye istihdam sağlıyor.

KOBİ’ler dönüşümün bir parçası olmak istiyor. Ancak büyük işletmelerin sahip olduğu zaman, finansman ve uzmanlık kaynaklarına her zaman erişemiyorlar. Bu nedenle doğru desteğin sağlanması büyük önem taşıyor. ACCA olarak KOBİ’lerin kolaylıkla kullanabileceği araçlar, bilgiler ve kaynaklar sunarak bu süreci destekliyoruz. Hükümetlerin, finans kuruluşlarının ve düzenleyici kurumların iklim politikalarını oluştururken KOBİ’lerin ihtiyaçlarını en başından itibaren dikkate alması gerekiyor.

Genç muhasebe ve finans profesyonellerine baktığınızda, geleceğin mesleğinde onları hangi fırsatlar bekliyor? Kariyerlerini bugünden nasıl şekillendirmelerini önerirsiniz?

ACCA olarak her yıl gerçekleştirdiğimiz Global Talent Trends araştırması, genç finans profesyonellerinin yalnızca bir kariyer değil, anlam ve amaç taşıyan bir gelecek aradığını açıkça gösteriyor. Finans profesyonellerinin yaklaşık yüzde 70’i olumlu sosyal etki yaratabilecekleri rollerde çalışmak isterken, yüzde 60’tan fazlası çevre ve iklim sorunlarının çözümüne katkı sunmayı önemsiyor. İklim değişikliğiyle mücadelede somut bir etki yaratabileceğiniz kariyerden daha anlamlı ne olabilir? Dünyada gerçek bir fark yaratmak isteyen gençler için ACCA Yeterliliği, bu yolculuğun güçlü bir başlangıç noktasıdır.

Sürdürülebilirlik yatırımlarının maliyet olduğu düşüncesi hala yaygın. Sizce bu bakış açısı neden değişmeli? Şirketler uzun vadede hangi kazanımları elde ediyor?

Yetkin bir finans profesyoneli, bir yatırımın beklenen getirisini elbette değerlendirebilir. Ancak yönetim kurullarının yanıtlaması gereken daha kritik bir soru var: Bu sürdürülebilirlik yatırımını yapmazsak, gelecekte bize maliyeti ne olacak? Çünkü sürdürülebilir olmayan bir işletmenin uzun vadeli bir geleceğinden de söz edemeyiz. Asıl yüksek maliyet, bugün dönüşüme yatırım yapmak değil, harekete geçmeyi ertelemektir.

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış