Bir Gıda Projesi İlk Kez Etik Duvara Çarptı!

Dilhan Hız
3 Dk Okunabilir

Dünyanın ilk ticari ahtapot çiftliği olması planlanan proje, İspanya’da rafa kaldırıldı. Kararın arkasında ekonomik gerekçeler kadar yıllardır süren etik tartışmalar da var. Böylece insanlık ilk kez endüstriyel ölçekte üretmeyi planladığı bir hayvandan, üretim başlamadan vazgeçmiş oldu. Peki bu yalnızca bir yatırımın iptali mi, yoksa gıda endüstrisi için yeni bir dönemin işareti mi?

Bir zamanlar balık çiftlikleri tartışılıyordu. Ardından karidesler, somonlar, böcekler, laboratuvar etleri…

Sonra sıra ahtapotlara geldi.

İspanyol deniz ürünleri şirketi Nueva Pescanova’nın Kanarya Adaları’nda kurmayı planladığı dünyanın ilk ticari ahtapot çiftliği, resmen durduruldu. Şirket, projeyi mevcut ekonomik koşullar nedeniyle askıya aldığını açıklasa da karar, yıllardır büyüyen etik tartışmaların gölgesinde alındı. Avrupa genelinde bilim insanları, hayvan refahı örgütleri ve çevreciler projeye karşı yoğun bir kampanya yürütüyordu.

Çünkü mesele yalnızca yeni bir çiftlik değildi.

Mesele, ahtapotların çiftlik hayvanına dönüşüp dönüşmemesiydi.

Neden Ahtapot?

Ahtapotlar sıradan bir deniz canlısı değil.

Araştırmalar, problem çözebildiklerini, araç kullanabildiklerini, oyun oynadıklarını, bireysel karakter özellikleri gösterebildiklerini ve acıyı hissedebildiklerini ortaya koyuyor. Avrupa Birliği de bu nedenle ahtapotları bilimsel deneylerde korunması gereken omurgasız türler arasında değerlendiriyor.

İşte tam da bu nedenle birçok bilim insanı, böylesine gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip bir canlının binlercesinin tanklarda yetiştirilmesini etik açıdan kabul edilemez buluyordu.

Üstelik teknik sorunlar da küçümsenecek gibi değildi. Ahtapotlar yalnız yaşamayı tercih ediyor, strese karşı hassas davranıyor ve birbirlerine saldırabiliyor. Endüstriyel üretim ise tam tersini gerektiriyor: Yoğun stoklama, standart besleme ve kontrollü büyüme.

Tartışma Ekonomiden Büyük

Nueva Pescanova projeyi ekonomik nedenlerle askıya aldığını söylüyor. Ancak zamanlama dikkat çekici.

Son üç yılda Avrupa’da onlarca akademisyen, çevre örgütü ve hayvan refahı kuruluşu projeye karşı raporlar yayımladı. Bazı ülkelerde ahtapot yetiştiriciliğinin tamamen yasaklanması bile gündeme geldi.

Bir başka tartışma ise sürdürülebilirlikle ilgiliydi.

Ahtapotlar etçil canlılar. Yani onları yetiştirmek için yine denizden avlanan balıklardan üretilen yemlere ihtiyaç duyuluyor. Bu da “daha fazla deniz ürünü üretmek için daha fazla balık avlamak” gibi çelişkili bir tablo ortaya çıkarıyor.

Başka bir deyişle, çözüm olarak sunulan modelin yeni bir çevresel baskı oluşturabileceği savunuluyor.

Bir Çiftlikten Fazlası

Bu karar, tek başına bir yatırımın iptal edilmesinden çok daha büyük bir anlam taşıyor.

Gıda endüstrisi bugüne kadar çoğunlukla aynı mantıkla ilerledi: Yetiştirilebiliyorsa üretildi. Tavuklar, domuzlar, somonlar… Teknoloji sınırları genişledikçe liste uzadı.

Ahtapot ise belki de ilk kez bu döngüyü kırdı.

İlk kez dünya, “Bunu yapabiliriz” ile “Bunu yapmalı mıyız?” arasında durup düşünmeye başladı.

Ya Sonra?

Uzun yıllardır gıda teknolojisinin tek yönü vardı: Daha fazlasını üretmek.

Daha hızlı. Daha ucuz. Daha verimli.

Belki de ilk kez başka bir ölçüt masaya geliyor.

Bir canlıyı çiftlikte yetiştirebilecek teknolojiye sahip olmamız, onu mutlaka yetiştirmemiz gerektiği anlamına gelmeyebilir.

Belki de gıdanın geleceğini belirleyecek en önemli yenilik, yeni bir üretim tekniği değil; bazı şeyleri üretmemeyi seçebilme cesareti olacak. Umarım…

Bu Makaleyi Paylaşın
Yorum yapılmamış