Türkiye’nin gıda üretim gücünü küresel ticaretle buluşturma iddiasıyla düzenlenen Foodist İstanbul, 1-4 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da sektörün farklı aktörlerini bir araya getiriyor. 150’den fazla ülkeden yaklaşık 70 bin sektör profesyonelinin ziyaretinin beklendiği fuarda asıl soru ise yalnızca kaç kişinin geldiği değil: Türkiye gıdada üretim gücünü ne kadar katma değerli ve sürdürülebilir bir ihracat modeline dönüştürebilecek?
Türkiye’nin gıda konusunda güçlü olduğu sık sık söyleniyor. Tarımsal çeşitlilik, zengin mutfak kültürü, gelişmiş gıda sanayisi ve coğrafi konum bu iddianın dayanakları.
Foodist İstanbul da bu gücü uluslararası alıcılarla buluşturmak üzere yola çıktı. Tüyap ve ALZ Grup iş birliğiyle, Türkiye Gıda Platformu’nun desteğiyle düzenlenen fuarda üretici, ihracatçı, distribütör, perakendeci, horeca profesyonelleri ve satın alma yetkilileri aynı çatı altında buluşuyor. Ancak küresel gıda ticaretinde artık yalnızca “ne üretiyoruz?” sorusu yok. Asıl mesele, bunu nasıl ürettiğimiz, ne kadar katma değer yarattığımız, hangi pazarlara ulaştığımız ve değişen iklim ile tüketici beklentilerine ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğimiz.
70 Bin Ziyaretçi, 2 Bin Alıcı
Foodist İstanbul’da 60 ülkeden 2 binin üzerinde satın alma profesyonelinin ağırlanması bekleniyor. ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Hollanda, Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu pazarlardan gelecek alıcılarla yeni ticari bağlantılar kurulması hedefleniyor. Yaklaşık 1.000 markanın yer aldığı fuarın B2B alanında ise satın alma talepleri ile katılımcıların ürünleri eşleştirilerek doğrudan görüşmeler gerçekleştiriliyor. Çin’in Tmall, Meituan ve JD gibi büyük ticaret platformlarının yanı sıra Japonya’dan Yunige de fuardaki alıcılar arasında yer alıyor. Bütün bunlar önemli. Ama bir fuarın başarısını yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçmek mümkün mü? Asıl başarı, fuar bittikten sonra başlayacak: Kaç yeni sözleşme imzalandı? Hangi Türk ürünleri yeni raflara girdi? Hangi şirketler yeni pazarlara kalıcı olarak yerleşti?
Gıdanın Geleceği Sadece İhracat Değil
Foodist’in programı da bu nedenle yalnızca ticarete odaklanmıyor. Forum ve Show Kitchen programında dijitalleşme, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik, rejeneratif tarım, gıda teknolojileri, yapay zekâ ve robotik üretim gibi başlıklar ele alınıyor. Bu başlıkların aynı fuarda buluşması tesadüf değil. Çünkü gıdanın geleceğinde rekabet yalnızca tarlada ya da fabrikada yaşanmıyor. Veriyi kim daha iyi kullanacak? Kaynakları kim daha verimli yönetecek? İklim baskısına kim daha dayanıklı üretim kuracak? Ve tüketicinin değişen beklentisini kim daha hızlı okuyacak? Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın fuar açılışında vurguladığı gibi, Türkiye’nin tarımsal hasılası 2025’te 83,2 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye çıktı. Ancak aynı konuşmada kaynakların sınırlılığına ve daha verimli, teknolojik ve sürdürülebilir üretim modellerine duyulan ihtiyaca da dikkat çekildi.
Peki Sırada Ne Var?
Foodist İstanbul’un hedefi büyük: Dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olmak. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini zaman gösterecek. Fakat Türkiye açısından daha önemli bir hedef var. Gıdayı yalnızca çok üreten değil, bilgiyi, teknolojiyi, markayı ve katma değeri de ihraç eden bir ülke olabilir miyiz? Çünkü geleceğin gıda ticaretinde mesele artık sadece “Türkiye ne satıyor?” olmayacak.
“Türkiye, dünyanın gıda sisteminde nasıl bir rol üstleniyor?” sorusu çok daha önemli olacak.
