BM’nin son raporu küresel açlığın gerilediğini gösteriyor. Ancak aynı rapor çok daha çarpıcı bir gerçeğe işaret ediyor: Yaklaşık 2,7 milyar insan sağlıklı beslenmeye maddi olarak erişemiyor. Dünya daha az aç olabilir; ama iyi beslenmek hâlâ milyonlarca kişi için ulaşılmaz.
Bir zamanlar mesele karnı doyurmaktı. Bugün ise sağlıklı beslenebilmek. Çünkü birçok insan için marketten tok çıkmak hâlâ mümkün; ama sebzesi, meyvesi, süt ürünü ve kaliteli proteiniyle dengeli bir alışveriş yapmak her geçen gün daha zor. Birleşmiş Milletler’in son raporu, bunun artık yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın ortak sorunu hâline geldiğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler’in beş kuruluşu tarafından hazırlanan 2026 Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu (SOFI) raporu, küresel açlığın 2025 yılında üçüncü kez üst üste gerilediğini ortaya koyuyor. Dünyada açlık çekenlerin oranı yüzde 7,8’e düşerken yaklaşık 645 milyon kişi hâlâ yeterli gıdaya ulaşamıyor. Bu tablo umut verici görünse de raporun asıl dikkat çektiği konu başka: Sağlıklı beslenmenin maliyeti.
Kaloriye Ulaşmak Başka, Sağlıklı Beslenmek Başka
Rapora göre bugün 2,69 milyar insan, sağlıklı bir beslenme düzeninin maliyetini karşılayamıyor. Bir kişinin dengeli ve besleyici bir diyet uygulayabilmesi için günlük ortalama maliyetin satın alma gücü paritesine göre 4,28 dolar olduğu hesaplanıyor. Bu rakam özellikle düşük gelirli ülkelerde milyonlarca insanın bütçesinin üzerinde kalıyor.
Sorun yalnızca gelir düzeyi de değil. Meyve, sebze, süt ürünleri ve kaliteli protein kaynakları; işlenmiş ve yüksek kalorili gıdalara kıyasla çok daha pahalıya mal oluyor. Sonuç ise tanıdık: Bir yanda açlık azalırken diğer yanda obezite artıyor, kadınlarda kansızlık sürüyor ve çocuklarda yetersiz beslenme hâlâ önemli bir sorun olmaya devam ediyor.
İklim Krizi Faturayı Daha da Ağırlaştırabilir
BM uzmanları, elde edilen ilerlemenin kalıcı olmadığını da özellikle vurguluyor. İklim değişikliğinin yol açtığı kuraklıklar, aşırı hava olayları, ticaret gerilimleri ve gübre ile enerji maliyetlerindeki artış, sağlıklı gıdaya erişimi daha da zorlaştırabilir. Özellikle olası güçlü bir El Niño döneminin tarımsal üretim üzerinde yeni baskılar oluşturabileceği belirtiliyor.
Sorunun merkezinde artık yalnızca “yeterince gıda üretmek” yok. Üretilen gıdanın besleyici, ulaşılabilir ve ekonomik olması da en az üretim kadar kritik hale geliyor.
Ya Sonra?
Uzun yıllar boyunca dünyanın en büyük gıda sorusu “Herkesi nasıl doyuracağız?” oldu. Belki de artık yeni soru şu: “Herkes sağlıklı beslenebilecek mi?”
Çünkü açlığı azaltmak önemli bir başarı. Ama sağlıklı beslenmenin sadece gelir seviyesi yüksek kesimlerin ulaşabildiği bir ayrıcalığa dönüşmesi, gıda sisteminin çözdüğü kadar yeni sorunlar da ürettiğini gösteriyor. Geleceğin gıda tartışması artık yalnızca tarlada değil; market raflarında, fiyat etiketlerinde ve alışveriş sepetlerinde yaşanıyor.
